Bugün 10 Ocak 2020 Pazar. Çalışan Gazeteciler Günü. 80 yıllık yaşamımın 60-65 yılını bu güzel, topluma yararlı meslekte geçirmiş olmanın mutluluğunu ve sevincini tarif edemeyeceğim duygularla yaşıyorum. Bu gün nedeni ile genç gazeteci arkadaşlarıma aşağıdaki yazımı sunmaya karar verdim. Kendilerinin bundan yararlanacağını ve örnek olabileceğini düşünerek yazmayı kararlaştırdım. Sevgi ve saygılarımla.
Gazeteci olmak bir gönül ve sevgi işidir. Bu mesleği yapmak isteyen insanda daha çocukluk çağında, gençlik devresinde uyanması gereken bir olgudur. Bu çağda oluşacak bir arzu, sevgi aşka tutkuya dönüşür ve insanda yaşam boyu devam eder.
Bende bu mesleği edinmek için oluşan duygular, daha 1944 yılında 6 yaşındayken başlamıştı. O yıllarda sevgili babam merhum Arif Orunç Edirne’nin tek yerel gazetesi olan Edirne Postası Gazetesinde görev yapıyordu. 1944 yılında henüz ilkokula başlamadığın için babam beni gazeteye götürüyordu. Bu nedenle bütün günüm gazetede geçiyordu. Bende gazeteci olmak arzusu daha o yıllarda oluşmaya başlamıştı. Henüz okuma-yazmayı bilmememe karşın öğrenme isteği ortaya çıkınca Edirne Postası Gazetesinde yönetici olarak çalışan Hasan Nazarel (Kıvırcık Hasan) okuma-yazmayı öğrenebilmem için benimle ciddi bir şekilde ilgilenmeye başlamıştı. Bana öncelikle bir Edirne Postası Gazetesi ve beyaz bir dosya kağıdı ile birde kalem verdi. Ve ilk olarak gazetede yayınlanmış olan haberlerin başlıklarını yazarak kopyalamamı söyledi.
Ben de bu isteğe uyarak haberlerin başlıklarını yazmaya başladım. Bu arada Hasan ağabey, sık sık gelip yazdığım yazıları kontrol ediyor ve yazdıklarımın aslına uygun olarak yazılıp yazılmadıklarını kontrol ediyordu. Amacı benim bu aşamada dikkatimin olumlu olarak gelişmesini sağlamasıydı. Bir süre çalışmalarım bu şekilde devam ettikten sonra, ikinci aşamada ise yazdığım haber başlıklarını bana cümle halinde okutup ezberlemeye başlatması olmuştu. (Ki; bu öğretme metodu yıllar sonra, İlkokul öğretmeni olan merhume Muazzez Ergül öğretmen tarafından öğretmenlik yaptığı okuldaki öğrencilerine de bu cümle ezberleme metodunu öğretmek için fişler bastırmak üzere yıllarca sonra matbaama gelmişti.
Muazzez Ergül öğretmen, benim yıllarca önce cümle metodu ile okuma-yazmayı öğrenmemden sonra, şimdi ise okutmakta olduğu 1. Sınıf öğrencilerine okuma-yazma öğretmek için bu metodu kullanmaya başladı. Ben cümle metodunu yıllar önce öğrenmenin ilk öğrencisi olmuştum. Ve bu metod ile 3 ay içerisinde mükemmel bir şekilde okuma-yazmayı öğrendim. Bu öğrenimin dışında yine merhum Hasan Nazarel ağabeyin sayesinde bu kez de obaküs sistemi ile yeteri kadar matematik öğrenmeyi de başardım ve yine onun önerisi ile babam beni İstiklal İlkokuluna götürdü. Henüz 6 yaşındaydım, okula kaydımı yaptıracaktı. Yaşın 7’nin altında olduğu için beni ilkokul müdürü Hulusi Meçikoğlu’nun ve okul öğretmenlerinin gördüğü lüzum üzerine bir sınav yaptılar. Alfabeden parçalar okuttular ve daha sonra da matematik sorularını bana yönelttiler. Soruları çok başarılı bir şekilde cevaplandırmam üzerine Şemsa Peker isimli bayan öğretmen babama dönerek; “Arif Bey, Şanver çok iyi durumda. Onu ben doğrudan 2. Sınıfa yani benim sınıfıma alacağım” demesi üzerine ben 1939 doğumlu olduğum halde 1938 doğumlu arkadaşlarımla eğitim görmeye başladım.
Bundan sonraki yıllarda ortaokulda öğrenim görürken, 1950 ve 1960’lı yıllarda babamın sahip olduğu matbaada, Keşan, Uzunköprü, İpsala ve Meriç yayımlanmakta olan gazetelerin dizgi ve basım işlerini de yapıyordu. Bu aşamadaki benim görevi m ise, gazetelerde yayımlanmak üzere bize gönderilen yazıları kontrol ederek onları yayımlanabilir bir duruma getirerek gazete yayımına uyarlamaktı. Bu süre 10-15 yıl devam etti. Yaptığım bu çalışmalar sayesinde çok iyi bir staj imkanı buldum. Diyebilirim ki; Gazetecilikteki başarılarımı o yıllarda yaptığım yoğun çalışmalarıma borçluyum.
Yazımın başında da vurguladığım gibi Gazeteci olmak kolay bir olgu değil, uzun süre çalışarak bilgiyi arttırmak ve kelime haznesini genişletmeyi gerektirir. Bu nedenle sürekli kitap okumak, her konuda okuyarak bilgi sahibi olmak ve bu bilgileri devamlı güncelleyerek, bilginin haberin gerisinde kalmamayı amaçlamak lazım. Gazetecilikte bilindiği üzere “Haber” mesleğin ilk aşamasında önde gelen bir öğesidir. İkincisi ise fikir yazıları yazabilmek kültürüne ve bilgisine sahip olmaktır. Haber yazarken, yoruma kaçmadan doğru şekilde ve 5N-1K kuralına uygun olarak haber yazmak gerekirken, fikir yazılarını yani “Köşe Yazısı” olarak nitelendirdiklerimizi de tarafsız ve doğru bir şekilde yazmak gerektiğini bilmeliyiz.
Yani yazarken yine öncelikli olarak sorumluluk duygusu ile hareket etmemiz ve yazacağımız yazının doğruluğunu araştırıp, sonra kaleme almalıyız. Buda muhtemel bir hukuki soruşturmaya yol açmaması bakımından çok önemli bir “Gazetecilik Anlayışı” dır. Muhakkak uygulanmalıdır.
Tüm Gazeteci arkadaşlarıma iyi ve başarılı bir gazeteci olmaları dileklerimle birlikte sağlıklı iyi yıllar diliyorum.
