| DÜŞÜNCE ÇİZGİSİ
Yakalandın bizden değilsin artık. Hani filmlerde yaşanır gizli ajanlar her şeyi amirlerinin bilgisi ve talimatı doğrultusunda yaparlar. Sonunda deşifre olur yakalanırsanız, ‘’Biz sizi tanımıyoruz ve hain olarak yalnız kalırsınız’’ Diye bir konuşma geçer. Tam ortamı oluştu 28 Mayısa kadar sana omuz vereni sırtında taşıyanı. Senin için göğüs gereni Şimdi yakaladın ya yerden yere vur. Perde arkası pazarlıkları ne çabuk unuttunuz. Ama siyaset bu affetmez tökezleyince isterde ister boyuna posuna bakmadan. Rüyalarında göremeyecekleri yere geldiler sayesinde ama ne yazık simdi sıkılmadan darbe vuruyorlar acımadan. Bırak kendi versin hesabı ulusuna nezaket göster biraz yahu. Siyaset bu kadar acımasız olmamalı ne dersiniz. Zaten derler, ”Taş uzaktan gelmez ” Bir kesim zamlardan cayır, cayır yanıyor. Daha başlarına daha neler gelecek belli değil. Taziye evine bile saygıları kalmadı bırakın insanlar acılarını yaşasın. Ama yakaladılar ya vuracaklar ‘da vuracaklar. Hata, günah, yanlış varsa vatandaş seçimlerde hesabını kesecek zaten. Ortaya dökülenler bu kadar mı dedirtecek cinsten. Parti merkezi neden bir TV kanalı ile anlaşma yapar acaba kendileri çalıp kendileri söylediler demek şimdiye kadar. Zaten habercilerin görevi toplantıları yayınlamak takip etmek sadece Anlaşma yapmak çok anlamsız. Yeni kanalların nasıl kurulduğu dev transfer ücretlerinin nasıl ödenebildiği konusunda bazı kapılar aralanıyor bu durumda. Haber ulaştırması gereken kişi ve kurumlar kamu görevi yapıyorlar esasında. STK ile bir özel şirketin bu şekilde ticari bir sözleşmeyi yapması çokta etik değil herhalde. Ulusun dertlerinin başka olduğu bu dönemde. Kısaca hayat sadece MATEMATİK… Kılıçdaroğlu haklı biz sesimizi duyuramadık TRT1’in ulaştığı yerlere biz gidemedik doğru herhalde söyledikleri.. Keşke iktidarı destekleyen yayın kuruluşları ile de bu tür anlaşmalar yapabilseydi. Birde alışmadığımız siyaset tarzı yapıyor hala gerçekleri söyleme gibi kötü huyu var. Gizlemiyor, saklamıyor yanlış ya da doğru direkt söylüyor valla çat, çat, çat… Pek alışık olmadığımız tarzda doğru bildiğinden taviz vermiyor. İkinci tura kalan secimler de yapılan anlaşmada sözler verdi anlaşmalar yaptı. Bu günlerde ortaya dökülünce anlaşmalar herkes sütten çıkmış ak kaşık misali oldu bir anda Siyaset al ver sanatı değil mi? Oy taşıyamadan aldığınız bolca milletvekili sayılarına ne demeli. Kaybettikleri için içleri rahatmış artık beylerin. Birde vatandaştan özür dileyenler çıktı bu arada. Aday olmaması için gerekli çabayı gösterip engelleyemedikleri için özür diliyorlar. Yinede kabul etmek lazım alışık olmadığımız siyasetçi profili, Doğruları söylemeye devam ediyor bize her defasında. Partinin başına geldiği günden beri kendi doğruları için ego taşımadan birleşme ve birleştirmeye uğraşıyor. Kısaca ezberleri tekrar yazıyor. Şimdi olmasa da orta vade de yaptığı doğruları göreceğiz. Kısa dönemde karlı çıktıklarını düşünenler yanıldıklarını anlayacaklar. Yeni bir elbise giydirdi muhalefetin üstüne. İdeolojilerin kalmadığını anlattı ulusa herkesin bir arada yaşayabileceğini koydu ortaya. Birde ne olursa olsun doğruları söylemeyi tercih etti ulusa. Yaptıkları içinde tek gri alan 14.Mayıs-28.Mayıs dönemi sadece. Hiç yaşamasaydı keşke o günleri. Komutanların yorulduğu zamanın durduğu anlar vardır işte buda Sn Kemal Kılıçdaroğlu için yaşadığı bir dönem oldu. Herkesin yıkıldığı umudunun bittiği bir zaman diliminde son bir hamle yapmak istedi ama nafile. Olmadı işte. Siyasette kimseye güven olmuyor zaman içinde kullanılmak üzere depo edip beklemeye geçiyorsun. Kendine uygun zamanda da ortalığa saçılıyor. Yine de ortaya çıkıp sadece doğruları söyleyebilmek en güzel hayat tarzı. Korkmadan, çekinmeden, sadece doğrular. Yıkım büyük hasar tamir edilemez durumda şu anda kazanımlar herkese yetiyor ama. Kaybeden sadece Kılıçdaroğlu! Ulusa olan oldu. Artık iktidarın değişme umudu çok azaldı başaramadılar kendi çıkarları ihtirasları yüzünden. ‘’Biz sizi tanımıyoruz ve yalnız kaldı tanımıyorlar bile’’ Sn Kılıçdaroğlu’nun durumu da bu işte tüm başardıklarına rağmen yalnız bıraktılar kendisini. Sırf yaşanılan 14 günlük gri zaman yüzünden. Kendileri olsa o durumda ne yapacaklardı acaba sordular mı?. 14 Gri gün zamanı pozitif duruma getirecek siyasetçi yok aslında bu topraklarda. Muhalefete giydirdiği elbisenin düğmelerini başkaları yanlış iliklese de Doğru söylemeye devam ediyor ulusuna. Keşke silebilse yaşadığı 14 gri günü hayatından. Yargılamak suçlamak doğru mu? Tarih ve ulus karar verecek zamanı gelince, Ama muhakkak ne olursa olsun doğruları söylediğini unutmadan.
|
