Geçen sene parayı basıp tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan kültür hazinesi,
Kırkpınar’da ‘’her istediğimi yaparım’’
Düşüncesine sahip olduğunu ilk açıklamalarında görmüştük zatı-muhteremi.
Neymiş efendim kadınlar için ayrı Tribün yapacakmış!!!
O zaman tepkiler büyüktü herhalde geri adım attı.
Kırkpınar ağası,
Tarih boyunca güreşlerin düzenlenmesi, misafirlerin ağırlanması, pehlivanların ödülleri ve yollukları gibi konularda çalışırdı.
Nedendir bilinmez parayı verince tek söz sahibi sanıyorlar kendilerini.
Hadi sayalım bakalım 5 adet Kırkpınar ağasının ismin üst üste kaç kişi başarabilecek acaba merak ediyorum.
1361 yılında Murat Bey’in Edirne’yi fethetmesinden bu yana düzenlenen Kırkpınar Güreşleri, 664 yıldır devam ediyor.
İçinde yaşananlar bulunanlar emek verenler sadece ayrıntı
Eski tabirle bizler yolcu KIRKPINAR HANCI.
Kimse kendini üstün tanımlamamalı.
Belki de KIRKPINAR ANAYASASI yazmanın zamanı gelmiştir gelecek nesillere özünü kaybetmeden ulaşabilmesi için.
Kırkpınar etkinlilerini belediye kendi imkanları ile düzenliyor güreş federasyonu da,
(Gerçi son dönemde oradan alıp birilerine koltuk yaratmak için başka bir kuruluş yaratıldı o da ayrı bir ayrıntı).
Güreş kuralları ile ilgileniyor.
Uyumlu bir çalışma yürütülüyor görünüşte.
Genetiğini bozmaya uğraşmayalım lütfen her sene.
Kişilerin sahipleneceği yapı değil burası.
Kırkpınar paneli yapılıyor mazereti mi vardı bilemem açıklarsa seviniriz ama ortasında terk edip gidiyor sebepsizce zatı-muhterem.
‘’İşlerinden zaman ayırıp gelmiş vay vay’’
Neyi beğendiremedik acaba?
Topluma ve tarihe tepeden bakmakta nedir acaba?
Bilgiye dijital ortamda sınırsız olduğu yerkürede panele kaç kişinin katıldığı zatı-muhteremi rahatsız etmiş ve çekip gitmiş oradan.
Kırkpınar için hazırladığı 40 projeyi ne yazık ki 10 aydır bir türlü öğrenemedik.
Hangi zaman diliminde uygulamaya geçecek diye sormadan edemiyor insan kafamda hep deli sorular.
Yine söylemekten yorulmayacağım madem her ağa olan veya diğer unsurlar verdikleri bedel üzerinden güç sağlayarak kendi fikirlerini dikte etme cesareti bulabiliyorlarsa bunu bir yazılı metin haline getirmenin zamanı geçiyor herhalde.
Ağanın giyeceği kıyafetten bahsetmiyorum.
Ağalık kuralları hazırlanmalı yapacağı işler temsil görevi ağalığı her kazananın kendine göre program değil orta vadeli hazırlanacak bir çalışma ile ne yapacağını ağalık açık arttırması öncesinde kendilerine o dönem için bildirilmeli.
Saray içi düzenlenmesi yardım konuları kültürel faaliyetler sosyal etkinlikler.
İhale sistemini de revize etme zamanı geldi herhalde ağalık başvuruları bireysel başvurulardan kurumsal şirketlere doğru değiştirilmeli çağın gereklerine uygun olarak.
Ağalar yönetici değil de uygulayıcı konumda olduklarını bilerek bu işe aday olmalı.
Vurgulamakta tekrar fayda var ağalar en önde olması gereken figürler olmamalı. Sistemin içinde uygulayıcı figürler olarak düşünülmeli.
Belediye başkanının öncülüğünde yerel tarihçiler bu metnin hazırlanmasını sağlayacaklardır mutlaka.
Bir yerden başlayarak diğer yıllarda da aynı sıkıntıların önüne geçilebilir.
Belki bu sene kurumsal kimliği bulunan ve güreş sporunu gönül veren inşaat şirketlerinden biri ağalığı alır ve,
’’ hadi kibarca yazayım’’
Festival alanını modern hale getireceğini taahhüt eder ne dersiniz.
Belki derme çatma yapı kirliliği sona erer.
Esasında hedefleri ve istekleri kısaca yol haritasını Belediye yönetimi göstermesi gerekiyor.
Davul ve tokmak tek elden kontrol edilmeli.
Önceki yazımda Kırkpınar düzenlenmesi hayallerimi yazmıştım
Arzu edenler aşağıdaki linkten okuyabilirler
Nerden nereye geldik bir anda zatı-muhteremin kaprislerinden.
Zaten söylediklerimizi ve yazdıklarımızı fikirlerimizi Kırkpınar bittikten sonra üstünü örteceğiz gelecek seneye kadar dinlenmeye bırakacağız her sene öyle olmuyor mu?
Başarmak ve çözümler için bir yerden başlamamız gerekiyor sadece.
Egolardan arınmış halde bakmalıyız.
664 yıllık kültür hazinesinin çağın gereklerine uygun hale getirilmesini tartışıyoruz.
Önemli olan toplantılara katılanların sayısı değil ortaya konulan amaç, fikir ve öneriler dikkate alınmalıdır.
Konuyu sadece akademik dil anlayışında bakarsak bir ayağı eksik kalacaktır.
İçinde yaşayanların hissedenlerin önerileri de çözümleri daha kolay bulmamıza yardımcı olacaktır.
Son dakika da bir haber daha düştü gündeme,
Saray içi tarihsel dokusuna uygun olmadığı için artık buradan taşınması gerekiyormuş zaten bu alan cumhuriyet döneminde güreşlere tahsis edildiği için en önemli dayanakları
’’romanların çalgı türkü ve keyif alanı olarak kullanması tarihi dokunun ruhuna aykırı’’
Pes doğrusu.
Evet doğru belirtilen alan tarihsel anlamı büyük yıllarca sadece ismi kalan EDİRNE SARAYI kalıntıları üzerinde bulunuyor.
Osmanlı devleti zamanında yaşanan başarısızlıkları da hatırlatıyor mu? Beyefendilere.
Bizler ilk okuldan itibaren saray içinde yaşanan insan dramlarını anlatan gravürleri okul duvarlarında görerek yetiştik.
Tavuk ormanı denilen kısımdan bahsediyorum.
Gravürlerde orada bulunan ağaçların insan boyu kadar olan kısmında ağaç kabuklarının olmadığını görürsünüz.
Neden mi?
Balkan savaşlarında esir alınan insanlar yiyecek bir şeyler bulamadıkları için ağaç kabuklarını kopararak yemek zorunda kalmışlardır.
Hadi empati yapalım İstanbul da yaşanan tantanalı hayat mı?
Veya imparatorluğun ilk dönemlerinde yaşanan haytımı öne çıkarmalı
Yoksa
Yıllarca çekilen acılar mı?
Yapılan son çalışmalar tekrar EDİRNE SARAYINI ayağa kaldırma yönelik takdir edilmeli.
Ulustan kopmuş çalışmalar ve düzenlemeler yapmaya gerek yok olan alan hem saray düzenlemelerine hem de KIRKPINAR güreşlerinin düzenlenmesine yeter merak etmeyin.
