İktidar koltuklarında oturanlar, o koltukların vazgeçilmez olmadığını ne zaman anlayacaklar acaba?
Demokrasi, kişilere yalnızca görev ve yetki verir; sınırsız güç ya da sonsuz bir iktidar bahşetmez. O koltuklar, ömür boyu oturulacak birer makam değil, geçici birer sorumluluk alanıdır.
Ne var ki çoğu zaman nafile bir çaba sürer gider:
Gitmemek, bırakmamak, devretmemek…
Oysa gerçek demokrasiyle tanışmak için önce bunu kavramak gerekir.
Önce yönetenler anlayacak, sonra ulus.
Peki neden kızılıyor,
“Ben daha iyisini yaparım” diyenlere?
Etrafımıza bakalım; değişim her yerde. Hangisine yetişmek mümkün?
Gerçek şu ki, isteseniz ve çabalasanız bile her dönemi tek başına taşımanız imkânsızdır.
Çünkü her dönemin bir değişim zamanı vardır. İşte tam da bu noktada o kelimeyle yüzleşmek gerekir: Emeklilik.
Sadece bir meslekten değil, bir güç alanından da emekli olabilmek… İnanın, zamanı geldiğinde bu kelimeyi kullananlar, hayata başka bir yerden bakmayı öğrenir. O mesafeden bakınca her şey daha net görünür, daha faydalı olunur.
Koltukta oturma içgüdüsü size en son ne zaman gerçekten insan olma izni verdi? En son ne zaman tek başınıza bir sokakta yürüdünüz, ne zaman ağlamayı denediniz? Bugünlerde bunları yapmak size ayıp mı geliyor? Oysa bunlar, insan olduğunuzu hatırlatan en sahici anlardır.
Etrafınızda dolaşanlara bakın: Sizin için mi oradalar, yoksa kendileri için mi?
Bunu görmenin tek yolu, zamanı geldiğinde kenara çekilmeyi bilmektir. O gün geldiğinde, bugün yanınızda olanlar sizi sevmese bile gerçek dostlar o zaman yanınızda durur.
Bugün yaptıklarınızı geleceğe dair bir ayrıcalık belgesi gibi görmeyin. Ulus size yetkiyi, geçmişiniz için değil, şimdi yapacaklarınız için verir. Kızmayın; bir gün size yeniden yetki verilmediğinde, bunu açıkça söylemeseler bile içlerinden teşekkür ederler. Çünkü ulus, hem iyi hizmeti unutmaz hem de başarısızlığı.
Bir yerde yönetici ya da siyasetçi olabilirsiniz; fark etmez. Orada bulunmanızın tek sebebi görevinizi yapmaktır. Dev aynaları önünüze konsa da inanmayın. Siz sadece insansınız. Devlet değilsiniz; devleti yönetmeye yardımcı olan geçici bir emanetçisiniz.
Hırs ve kavga hiçbir zaman başarıya giden yol olmadı. İnsanları yormayın, resmi alanlarda, siyaset meydanlarında. Gün gelecek, yine ulusun arasına karışacak ve yürüyen sıradan bir insan olacaksınız. Sizin yerinize başkasının da o koltukta oturabileceğini hiç unutmayın.
Sizi oraya getiren yolu düşünün. Bugün başkalarının yolunu kapatmaya, kuyusunu kazmaya çalışmak yerine, değişimin önünü açın. Çünkü siyasetçiler de, devleti temsil için görev verilenler de kolay değişebilmeli. Ulus, kendisine hizmet edenlerin kendini üstün görmesini istemiyor.
Devlet bir çatıysa, evet, hepimiz onun altındayız. Ama büyük olan devlet değil; büyük olan ulustur. Değişime karşı çıkmayın. Zamanı geldiyse, hiçbir güç onu durduramaz.
Kalplere dokunduysanız, ulus size gereken değeri zamanı geldiğinde verir.
Ve son söz:
Zamanı gelince bırakıp gitmek bir kayıp değil, bir erdemdir.
