DİSK’ten , 3 bin 200 eylemi…

DİSK’ten , 3 bin 200  eylemi…
16.12.2019
A+
A-

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, hem geçim ücreti hem de milli gelir artışı dikkate alındığında 2020 yılı asgari ücretinin en az net 3 bin 200 TL olması gerektiğini söyledi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun katılımı ile Saraçlar Caddesi’nde görüşmeleri devam eden asgari ücretle ilgili basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya DİSK Genel Sekreter Cafer Konca, DİSK Trakya Şube Başkanı Salim Şen, birçok STK temsilcisi ve DİSK üyesi işçiler katılım gösterdi.

Çalışanların bir ömür tüketip emekliye ayrıldıktan sonra geçim zorluğu içinde kıvrandığını belirten Dİ SK Trakya şube Başkanı ve Edirne Şube Başkanı Salim Şen “8 milyona dayanmış işsizin olduğu ülke bunları anlatıyoruz. Yaklaşık 10 milyon insanı ilgilendiren yarın 3. görüşmesi yapılacak asgari ücretin taleplerimizi, isteklerimizi hükümete duyurmak adına alan alan dolaşıyoruz” dedi.

Asgari ücretin vergi dışı bırakılması gerektiğini söyleyen DİSK Genel Sekreteri Cafer Konca da, “Ekonomik kriz derinleşiyor, alım gücümüz düşüyor ve her geçen gün biraz daha yoksullaşıyoruz. Bu ülkede asgari ücret bir memleket meselesi haline geldi. Bu ülkede 10 milyonu aşkın çalışan asgari ücretle çalışıyor. Bu ülkede açlık sınırının 2 bin 127 lira olduğu bir ortamda 10 milyona yakın insan açlık sınırının altında ücret alıyor. Bunun hukukla, insanlıkla, vicdanla bağdaşır yanı yoktur. Biz bu ülkede asgari yaşamak istemiyoruz. Biz bu ülkede insanca yaşamak istiyoruz.

 İnsan onuruna yakışır bir ücretle yaşamak istiyoruz. Vergi adaletsizliğiyle beraber aylardır alanlarda, sokaklarda, meydanlarda haykırıyoruz. Bir çırpıda milyar dolarlarla borçlarını silerken, çalışanlarda

brüt ücretin yüzde 51’ini vergiye kesilmek çok ahlaki bir şey değil. Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını ve asgari ücretin agi dahil edilmeden net 3 bin 200 lira olmasını istiyoruz” dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “17 yıldır bu ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının, onların tercihi ve politikalarının sonucu olarak çıkan bu krizden yüzde 99’un göreceği zarara dikkat çekmiştik. Siyasi iktidarı krizi çözmek için acil adımlar atmaya çağırmıştık. Ama ülkeyi yönetenler kriz miriz yok dediler. Yaşadığınız sıkıntılar psikolojiktir dediler. Ama biz 1 yıl sonra bu krizin yıkıcı etkilerini iliklerimize kadar yaşamaya başladık. Bu krizin 3 temel etkisi oldu.

Bunlardan birisi Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kıran işsizlik. Bu ülkede işsizlik ekonomik veri olmanın ötesinde ülkenin geleceğini tehdit eder unsur hale geldi. Bu krizin 2. Etkisi müthiş bir yoksullaşma oldu. Her birimizin cebinde ki para ücretimiz çok ciddi bir biçimde değer kaybetti ve yoksullaştık. 3. Olarak Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği daha da arttı. Yani zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir süreci yaşıyoruz. Türkiye bütün dünyada gelir dağılımı adaletsizliğinde Meksika ve bugünlerde sokaklarında emekçilerin eylemlerine şahit olan Şili’den sonra gelir dağılımı adaletsizliğinin en bozuk olduğu 3. Ülkeyiz. Bu kriz ortamında bütün faturasını tüm değerlerini, güzelliklerine, işçiye, emekçiye, kamu çalışanına, halkına ödetmeye çalışan siyasi iktidar var. Bu ülkede asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş durumdadır. Bu ülkede çalışanların yüzde 43’ü asgari ücretle çalışıyor.

Bu oran dünyada yüzde 8-9. Asgari ücrete dahi ulaşamayan 1,8 milyon işçi var Türkiye’de. Asgari ücretin biraz üzerinde ücret alanlarla birlikte düşündüğümüzde yüzde 70’leri buluyoruz. O nedenle ülkede asgari ücretin belirlenmesi sürecinde devletin toplumla yaptığı en büyük toplu sözleşmedir, en büyük toplumsal sözleşmedir diyoruz. Antidemokratik biçimde, bir masanın başına 15 kişi toplanıp onların yaşamı hakkında, gelecek hakkında karar vermesi asla kabul edilemez. Asgari ücret gerçek bir toplu pazarlıkla belirlenmelidir. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması gerektiğini ve gerçek bir geçim ücreti olması gerektiğini söylüyoruz.

 Asgari ücret talebinde dikkate aldığımız ikinci esas, Kişi Başına Milli Gelir artışıdır. Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı’ndaki kişi başına milli gelir hesabı dikkate alındığında asgari ücretin 2020’de en az net 2 bin 600 TL olarak saptanması gerekir. Bu iki yönetim ortalamasını hem geçim ücretini hem de milli gelir artışını dikkate aldığımızda asgari ücret talebimiz en az net 3 bin 200 TL’dir” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.