Doç. Dr. Can’ın, açık ve uzaktan eğitim konulu makalesi (AÜ) Dergisi’nde yer aldı…

Doç. Dr. Can’ın, açık ve uzaktan eğitim konulu makalesi (AÜ) Dergisi’nde yer aldı…
04.05.2020
A+
A-

Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğ Can’ın, Türkiye’de açık ve uzaktan eğitim uygulamalarında, “Coronavirüs (Covid-19) pandemisi ve pedagojik yansımaları” ile ilgili kaleme aldığı Türkiye’de ilk makalelerden biri Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi’nde yayınlandı. Doç. Dr. Ertuğ Can, kaleme aldığı makalesinde Coronavirüs (Covid-19) pandemisinden etkilenen eğitim sistemi ile açık ve uzaktan eğitim uygulamaları ile ilgili özetle şu önemli konulara dikkat çekiyor;

“2019’un sonlarında ortaya çıkan Coronavirüs (Covid-19) pandemisi, dünyanın her yerinde sağlık başta olmak üzere, ekonomik, sosyal ve pedagojik bakımdan çok önemli değişimlere neden olmuştur. Bu pandemi’den en çok etkilenen alanlardan biri de eğitim sistemleridir. Şu anda, pandemi nedeniyle, dünya genelinde yüz yüze eğitim yürütülememektedir. Bu nedenle, dünya genelinde, milyonlarca kişi açık ve uzaktan eğitim yoluyla eğitim görmeye başlamıştır. Dünyadaki bu pandemi nedeniyle, Türkiye’de tüm öğretim kademelerinde yüz yüze eğitime ara verilmiş ve tüm öğrenciler için açık ve uzaktan eğitim olanakları kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, Coronavirüs (Covid-19) pandemisinin önemli pedagojik yansımaları bulunmaktadır. Bu dönemde, açık ve uzaktan eğitime yönelik önemli bir talep artışı olmuştur. Ayrıca, toplumda açık ve uzaktan eğitim hizmetlerinin önemi anlaşılmaya başlamıştır. Bu pandemi, açık ve uzaktan eğitimde sadece niceliğin değil, aynı zamanda niteliğin de önemli olduğunu göstermiştir.Coronavirüs (Covid-19) pandemisi, Türkiye’de açık ve uzaktan eğitim sisteminin altyapı, erişim, güvenlik, içerik, tasarım, uygulama, kalite, mevzuat ve pedagojik açıdan güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Coronavirüs (Covid-19) pandemisi, öncelikle küresel düzeyde önemli derecede bir kriz durumu yaratmış ve bu kriz, eğitimde karşılaşılan sorunların çözümünde açık ve uzaktan eğitim uygulamalarını vazgeçilmez bir temel öğrenme kaynağı olarak tekrar gündeme getirmiştir. Bu durum, Türkiye özelinde değerlendirilecek olursa, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm öğretim kurumları için ara tatil öne alınmış ve ardından yüz yüze eğitim öğretim uygulamaları 31 Mayıs 2020 tarihine kadar durdurulmuş ve her türlü eğitim öğretim faaliyeti Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve TRT’nin 3 TV kanalı üzerinden yürütülmeye başlanmıştır. Yükseköğretimde ise 2019-2020 bahar döneminde yüz yüze eğitim tamamen durdurularak, açık ve uzaktan eğitim olanaklarından yararlanılmaya başlanmıştır. Ayrıca, önemli merkezî sınavlarda (YKS, KPSS, ALES, YDS, vb..) ertelenmiş bulunmaktadır”.Can, pandemi karşısında Türkiye’de MEB ile YÖK’ün tüm öğretim kademelerinde eğitimin kesintiye uğramaması için mevcut açık ve uzaktan eğitim olanaklarını hızlı bir şekilde uygulamaya başladıklarını ancak, uygulamanın sadece nicel boyutu değil, aynı zamanda niteliği ve etkililiğinin de öncelikli ele alınmasının gerekli olduğunu belirtmektedir.

Can’a göre, “Dünyadaki eğitim sistemleri, halk sağlığını korumanın bir parçası olarak Covid-19’un yayılmasını kontrol altına almak için okulların kapatılması ile birlikte eşi görülmemiş bir zorlukla karşı karşıyadır. Küresel düzeyde eğitimin geleceğine yönelik, yeni düşünme biçimleri geliştirebilmek için daha fazla yenilikçi çözümler geliştirmek gerektiğini belirtmektedir. Bu pandemi, öğrenmenin kesintiye uğratılmadan sürdürülmesi gerekliliğinin anlaşılması, açık ve uzaktan eğitime daha fazla yatırım yapılması gerektiğini, geleneksel eğitim yaklaşımlarının yerine alternatif öğrenme yaklaşımlarına (özellikle de açık ve uzaktan eğitim uygulamalarına) önem verilmesinin gerekli olduğunu göstermiştir. Açık ve uzaktan eğitim uygulamalarının normal zamanlarda tek başına veya örgün öğretimi desteklemek amacıyla değil, aynı zamanda bazı kriz durumlarında (salgın hastalıklar, savaşlar, afetler, zorunlu göçler vb..) da önemli avantajları bulunduğu unutulmamalı ve politika yapıcılar tarafından dikkate alınmalıdır.”Can, pandemi ve sonrasındaki gelişmeler ve değişimler ışığında Uzaktan Eğitimin Türkiye’de ve Dünyada, 2020 ve sonrasında farklı bir evre olarak yeniden ele alınarak değerlendirileceğini belirterek, geleceğe yönelik önerilerini şu şekilde sıralamaktadır:Bu pandemi açık ve uzaktan eğitimde akreditasyon standartlarının, yasal ve pedagojik birtakım düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini, var olan standartlar ile yasal ve pedagojik düzenlemelerin ise etkili bir şekilde uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Pandemi nedeniyle, sağlık alanında olduğu gibi eğitim alanında da bir bilim kurulu oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Eğitimin farklı disiplinlerinden uzmanların katılımı ile oluşturulacak bir “Eğitim Bilim Kurulu” bu tür kriz durumlarında, eğitim uygulamalarının nasıl yürütüleceğine diğer birimlerle eşgüdüm halinde çalışarak bilimsel anlamda katkı sunabilir.Pandemi sonrasında, tüm öğretim kademeleri için yüz yüze öğrenmeyi desteklemek amacıyla, 24 saat kesintisiz eğitim yapan Eğitim TV devreye konulabilir. Böylece, bir yandan örgün eğitim sistemi desteklenirken, diğer yandan da toplumun tüm kesimlerine yönelik sürekli bir şekilde yaygın eğitim, halk eğitimi faaliyetleri yürütülebilir.EBA üzerinden yürütülmekte olan asenkron derslere ek olarak senkron (canlı) dersler yaygınlaştırılabilir. Böylece, öğrencilerin öğretmenleri ve arkadaşları ile sosyal etkileşimleri sağlanarak derslere etkili katılımları sağlanabilir.Bu tür kriz durumlarında, uzaktan öğrenen öğrencilere etkili rehberlik yapılabilmesi için ailelerin de açık ve uzaktan eğitim uygulamaları konusunda, açık ve uzaktan eğitim olanakları kullanılarak bilinçlendirilmeleri faydalı olabilir.Türkiye’de her yerde internete erişimin sağlanabilmesi için yeterli alt yapının oluşturulması, böylece uygun yerde, uygun koşullarla geniş kitlelere eğitim olanaklarının sağlanması faydalı olacaktır. Tüm öğretim kademelerinde öğrenenlere internet desteği sağlanmalıdır.Bu kriz durumu, açık ve uzaktan eğitimin öneminin anlaşılması ve topluma maksimum fayda sağlaması bakımından bir fırsat olarak görülmeli ve bu alana daha fazla katkı sağlanmalıdır. Covid-19 pandemisinin toplumda açık ve uzaktan eğitime yönelik bir farkındalık sağlama bakımından önemli katkıları olacağı belirtilebilir. Örneğin, açık ve uzaktan eğitim uygulamalarına daha fazla yatırım yapılabilir, açık ve uzaktan eğitim sistemleri, altyapı, yönetim, finansman, ders içerikleri, tasarımı, uygulama, insan kaynakları bakımından desteklenerek geliştirilebilir.Okul öncesi dönem için de içerik hazırlanması ve yöneticilerin, velilerin ve öğretmenlerin rehberliğinde yürütülmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Özel eğitim ihtiyacı bulunan öğrencilere yönelik de uygulamalar geliştirilip sunulmalıdır. Canlı sınıf uygulaması, EBA’nın etkin kullanımı, öğretmen öğrenci etkileşimine de önem verilmesi, öğrenci ve velilere yönelik e-rehberlik uygulaması, sosyal ve psikolojik destek sağlama, çevrim içi ödev verme, geribildirim sağlama vb. geliştirilmesi gerekir.Açık ve uzaktan öğrenmede, öğrenci başarısını ölçme ve değerlendirmede alternatif ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu tür kriz durumlarında açık ve uzaktan eğitim uygulamalarında öğrencilerin sınıf/ders geçme, ders başarılarını ölçme ve değerlendirme süreçlerinin iyi bir şekilde tasarlanması ve uygulanması gerekir. Online gerçekleştirilecek sınavların geçerliği, güvenirliği, şeffaflığı, güvenliği ve denetlenebilir olmasına yönelik yasal ve pedagojik uygulamalar geliştirilmelidir.Açık ve uzaktan eğitim, uzaktan öğrenme, çevrimiçi öğrenme konuları, ortaöğretim sonrasındaki tüm öğretim kademlerinde yükseköğretimde dahil olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyde akademik bir ders olarak öğrencilere verilmeli, öğretmenler, ebeveynler, yöneticiler ve akademisyenler ise bilgilendirilmelidir.Ortaöğretimde ve yükseköğretimde her dönemde en az bir dersin karma/harmanlanmış öğrenme yaklaşımı ile sürdürülmesi, açık ve uzaktan eğitimin etkililiği ve farkındalığı bakımından faydalı olabilir.Yükseköğretimde ve Millî Eğitim Bakanlığı’nda açık ve uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik içerik geliştirme birimleri oluşturulmalıdır.

Pandemi nedeniyle, ulusal düzeyde açık ve uzaktan eğitimin uygulama süreçlerini izleme, öğrenme sonuçlarını değerlendirme ve geliştirme amaçlı olarak öğrenci, öğretmen, veli ve akademisyenlerin katılımı ile geniş kapsamlı araştırmalar yapılmalı, elde edilecek sonuçlardan yararlanılmalıdır.YÖK Kalite Kurulu tarafından sürdürülen, yükseköğretim kurumlarının kurumsal dış değerlendirme ve akreditasyon süreçlerine, açık ve uzaktan eğitim olanakları da dahil edilmelidir. Bu amaçla, tüm üniversitelerin uzaktan eğitimde kalite güvence sistemini sağlamalarına yönelik çalışmalar yürütülmelidir.”Doç. Dr. Ertuğ Can Kimdir? Lisans öğrenimlerini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü ile Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü “Eğitim Programları ve Öğretim” programında tamamlamıştır. Yüksek lisans ve Doktora öğrenimlerini ise Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsüne bağlı “Eğitim Yönetimi ve Denetimi” programında tamamlamıştır.Lisansüstü tez çalışmalarını, Açık ve Uzaktan Eğitim üzerine gerçekleştirmiştir. Çalışma alanları arasında, açık ve uzaktan eğitimde akreditasyon, açık ve uzaktan eğitimin sorunları, açıköğretimde ölçme ve değerlendirme, öğretmen yetiştirme, eğitim yönetimi, eğitim politikaları, eğitimde kalite gibi konular yer almaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı’nda 14 yıl öğretmenlik yapmış olup, 2013 yılından beri Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Yönetimi Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak, Ana Bilim Dalı Başkanlığı ve Bölüm Başkanlığı görevlerini yürütmektedir.2016-2018 yılları arasında Kırklareli Üniversitesi Babaeski Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü görevinde bulunmuştur.Evli ve 1 çocuk babasıdır. Haber: Metin KARAKUŞ/KIRKLARELİ  

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.