DOĞANIN DENGESİ… – Edirne Postası – Edirne Haberleri
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. DOĞANIN DENGESİ…

DOĞANIN DENGESİ…

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DÜŞÜNCE ÇİZGİSİ; DOĞANIN DENGESİ

Tarihi geçmişi 4000 yıl öncesine giden Zeytin Ağacı ilk olarak Yunanistan’da  Santorini adasında görüldüğü bilinmektedir.

Zeytinyağı, zeytin ağacının /Olea  Europaea/meyvesinden elde edilen yeşilimsi/ sarımtrak renkli bir sıvıdır.

Zeytin ağacı ÖLÜMSÜZ HAYAT anlamında olup bütün ağaçların başlangıcı olarak bilinmektedir.

Mitolojide NUH TUFANI anlatılırken…

Ve İNSANLIK ZEYTİNLE YENİDEN DOĞAR cümlesi kullanılmaktadır.

Bu sebep ile ağaçlar ilk çağlardan beri çok saygı gösterilen ve kutsal sayılan çok sağlıklı faydaları olan bir doğa ürünüdür.

…

Günümüzde ise,

En kolay vazgeçip farklı alanlarda ve bulundukları alanları feda edebiliyoruz.

Yaz ayları dönemi doğanın özelikle ormanların talan edildiği en kötü zaman dilimi günümüzde.

Madenleri genişletmekle başlayan, inşaat alanları yaratmak için ölçülü yangın çıkarmalar, ben yaparım kanun arkadan gelsin öz güveni hepsi bir sepet içinde önümüzde duruyor işte.

En büyük savaşı yerel vatandaşlar veriyor devletin gücü ile karşı karşıya gelmek pahasına.

Güvenlik güçleri bile yetiştikleri topraklarda yapılanlara istemeden koruma sağlıyor ve oraların gerçek sahibi ile karşı karşıya kalıyor ne acı değil mi?

Ekilen araziler rant ve sanayi uğruna ortadan kaldırılıyor.

Küçük ve dar görüş ile,

‘’ithal ederiz dışarıdan daha ucuz ‘’ zihniyeti hakim ortalıkla.

Yakın zamanda SÖĞÜTLÜK ormanı için yapılan mücadele taze bilgi olarak ortada duruyor.

Uygun zamanı ve fırsatı bekliyorlar inanın tekrar başlamak için.

Kazdağlarında yaşananlar Akbelen ormanları ağaç katliamı bir de üstüne orman yangınları.

Hadi derler ya eskiler,

’’bindiğin dalı kesme’’ diye bu söz tam da üzerine oturuyor.

Ekonomik sisteminde kazanç bir türlü sağlanabilir ama doğayı talan ederek olmamalı.

Gölgesinde oturabileceğimiz bir çalı parçası ayağımızı yüzümüzü yıkayabileceğiz temiz kalmış bir dere, gerçi onlarda HES’lere  JES’lere feda ediliyor ekolojik dengeleri bozulup gidiyor zaman içinde.

Akdeniz bölgesinde geçen sene yaşanan orman y angınları söndürülüp alan inceleme çalışmalarında filizlenen bir fidan sosyal medyada paylaşılınca beğenme rakamları milyonlar ile ifade buldu bir anda hatırlayın.

Şehirlerde yaşanan su baskınları sebeplerinin başında dere yataklarına yapılan inşaatlar, ve suyu emecek toprak kalmaması ağaçların etrafına bile beton döküyoruz.

Bırakın ağaçlar büyüsün, bir iki meyve koparsın çocuklar böyle görsünler,  dereler şehirlerin içinden aksın, korkmayın size zarar vermez doğa…

Dev kuleler, AVMler, eksik olsun hayatımızdan ama doğa yaşasın.

Kazdağları’nın tepesinde ZEUS’ u hatırlayalım birlikte aşağıda sahile bakıp tarihi anımsayalım ne dersiniz?

Çocuklar defne yaprağından taç yapsın kendilerine olmamış birkaç zeytin koparma yaramazlığında bulunsunlar.

Bırakın bırakın bırakın…

Tabiat kendi halinde yaşamalı zaman içinde yenilenmeyi tamamlayacak ve nimetlerini tekrar bize verecektir.

Dalını kırıp yaprağını kopardığınızda akan sular onun gözyaşlarıdır.

Bulundukları coğrafyada iş imkanlarını çeşitlendirmeyip sadece tek bir iş koluna mahkum edilenlere sosyal medyaya açıklama yaptırılarak,

‘’ağaçlar kesilip maden yatakları açılmaz ise nasıl eve ekmek getireceklerini ‘’
söyletmek ne kadar doğru bir düşünce acaba.

Vatandaşı tek bir anlayışa, işe, aşa mahkum etmek korku alanları oluşturmak, acı bir tablo.

Bu ülke yılarca yurtdışından tonlarca kömür getirdi ülkeye ve bedava dağıttı.

Bu santrallere eğer kömür lazım ise yine getirelim ama doğanın ekolojik dengesini bozmayalım.

Orman nimetlerinden yararlanarak üretim yapalım onları ihraç edip döviz girdisi ile santrallere kömür getirelim.

Ya da ısırılmış elma logo kökenli teknolojik aletleri ithal etmeyip madem dövizimiz sıkıntılı,

Burada kullanılan dövizleri kömür ithalatında kullanalım.

Kısaca her şeyin bir şekilde çözümü mevcuttur ama kolayına kaçmadan

Gölgesine oturacağımız ağaçlarımı her zaman olsun.

Bu bölgelerde hayatını geçiren ulus bilmeli ağaç kesip sadece madende çalışmak hayatta tek çıkış istikameti değil.

Kısa yol hemen kesin çözüm olarak görülebilir lakin uzun vadede öyle olmadığı ve yanlış olduğu ortaya çıkar.

İlkokul da coğrafya tabiat bilgisi derslerinde bize ilk öğretilen şey

‘’yeryüzünde tahılda kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisi idik biz bu topraklarda’’

Ne oldu bize neden tahıla varana kadar her şeyi üretiyor ve kolayına kaçıyoruz şimdi.

Köylü üretimden koşarak kaçıyor sadece madende çalışmayı bilen ve mecbur bırakılanlar gibi.

O alanlarda mümkün olan şeyleri üretip kendimize gelmemiz gerekiyor zaman geçmeden.

Savaşta bulunan Ukrayna dünya nüfusunun % 30 tahıl ihtiyacını karşılıyor şu anda.

İthal ürünlerin ucuz olmadığını anladığımızda öğreneceğiz esasında doğru yolu zaten döviz sıkıntılarını ve dışa bağımlığını başka şekilde çözmenin yolu aslında.

Bizim gibi ülkeler kendi geçerli parası ile ithalat yapamadığı için ayrıca lazım olan dövizi baştan satın alıyor ve sonrada da alım yapabiliyoruz.

Bizlerde gemiler limanlara yanaşınca sevinçle alkışlıyoruz sadece ağlanacak halimize bakmadan.

Akbelen en son kamuya ulaşan bir mücadele daha niceleri var bu topraklarda seslerini duyuramayan elimizden zorla alınan.

Aslında toprak bizim değil altındaki de üstündeki de doğaya ait.

Bizlere sadece kullanmamıza izin veriyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
DOĞANIN DENGESİ…
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Edirne Postası - Edirne Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!