DÜŞÜNCE ÇİZGİSİ
AL VER SANATI
Fanatik derecede taraftar anlayışı ile siyasi partilere ve liderlere inanıp arkasından gitmek mi?
Ya da siyasetin al ver sanatı olduğunu kabul etmek mi?
Hangisi sizce
Son dönemde yaşananlardan sonra bir kez daha gördük ki siyaset kalın çizgiler içermiyor ve sınırlanmıyor her tarafı yumuşak ve geçişleri kolay bir düzen alanı.
Karşılıklı olarak alınacak ve verilecek kazanımlar ile şekilleniyor siyaset.
Vatandaşın anladığı ve kabul ettiği şekiller üzerinden yürümüyor maalesef.
İlkeler ve hedefler her an yeniden güncelleniyor ve hayretler içinde bırakıyor.
İlkelerden bahsedilirken,
‘’Ama’’ …
Diye başlayan cümleler ile yeni hedefler tespit edilerek yola çıkılıyor.
Sadece oy vermek ile mükellef olan vatandaşta bu değişimlere şaşırıyor ve ayak uydurmada zorlanıyor ve anlam veremiyor.
Siyasetin aslıda sadece,
AL/VER sanatı olduğu gerçeğini yüzümüze her zaman vuruyor.
Artık yol ayırımında olduğumuzun göstergesi bu son yaşananlar ve daha önce yaşadıklarımız.
Ya vatandaşların kalın değişmez çizgiler ile birbirlerine düşman olmalarına siyaset bağlamında seyirci kalmaya devam edeceğiz.
Ya da onlara anlatacağız ki;
Siyaset geçişken, yumuşak çizgilere bağlı, bu gün karşı olduğunuz fikirlere yarın sahip çıkabileceğiniz, asla kimseye kızamayacağınız, her yeni hamlede yeni kurallar koyduğunuz, ucu açık bir yönetme iklimidir.
O zaman halkı buna inandırmanız ve anlatmanız gerekmiyor mu?
Aşını ortaya koyan ve bunu için karşı anlayış ile sonuna kadar savaşıp savunanların suçu nedir acaba.
Ülkeyi bu kadar gerginlik ortamında tutmak ve sanal hedeflere yöneltmek mantık açısından gerçek ve doğru mu.
Ülke insanlarını bölerek yaşamaya alışmış yöneticiler bir anda kol kola girerek bütün ezberleri bozarak yeni oyunlar kurmaya devam ettikleri sürece sıkıntılar bitmeyecek gibi görünüyor.
Parti programlarına konulan ilkeler, prensipler sadece bir gösteriş olarak kalıyor bu ortamda gördüklerimizden sonra değil mi.
Liderlerde artık kitleleri peşlerinden götürmüyor farkında mısınız acaba öne çıkarılan bir gösteri alanına dönüştü hepsi.
İdealler üzerinden siyaset yapan politika üretebilen bir ortam kalmadı son zamanda maalesef.
Hayatın sadece MATEMATİK olduğunu önümüze altın tepsi üzerinde getiriyorlar.
Önceki dönemlerde liderler kitleleri arkasından sürükleme yeteneklerine sahiptiler.
Yeni dönemde ise sosyal medya üzerinden yöneticiler dizayn edip yaratma o kadar kolay ki.
Kabul etmemiz gerekiyor herhalde siyasetin düzenleme mekanikleri değişti.
Ama düzen değişiklikleri halka anlatılmadığı ve konuşulmadığı sürece bu ayrımlar devam edecek uzun süre hayatımızda.
Yeni dünya düzeninde artık yeni liderler yöneticiler yaratmak çok kolay daha önce lider önde gidip kitleleri arkasında sürükleme görevini yaparken.
Şimdi ise sistem yaratıcıları sıradan insanları bir anda önümüze lider olarak getirme becerisine sahip oluyorlar.
Bundan sonra ilkelere programlara dayalı siyaset bulamayacağız.
Artık yeni dünya düzeni her şeyi ekonomi üzerinden dizayn ediyor ve yönetiyor.
Bizlerde sert, kırılmaz, köşeli, vazgeçilmez olan kurallarımızı değiştirmek zorundayız.
Taşrada yapılan siyaset ile genel merkezde yapılan siyaset ikisi de birbirine zıt ilerliyor son dönemde.
Uygulayıcılar karar veriyor alt katmanlarda bulunanlarda çaresiz uygulamaya çalışıyor.
Menfaat ilişkileri iç içe geçmiş durumda bütün kavga daha ne kadar fazla pay alırım sorusunda bitiyor.
Ulusu birbirine düşman etmeye, kırdırmaya, kamplara bölmeye hakları var mı siyasetçilerin acaba.
Ne dersiniz.
Başarabilirler ise;
Zamanı gelince köşelerine çekilecekler anılarını yazmaya başlayacaklar ama ihtirasları ve arzularının sonuçlarını ulus yaşamaya devam edecek.
Bu seçimler hakikaten ana yoldan önce son çıkış sandık başında bunu düşünün yeter.
Verilecek oylar geleceğin emanetini sağlıkla liman ulaştırmaya değmeli ve başarmalı.
Siyasetin sadece AL/VER sanatı olduğunu unutmayalım yeter.
