EKK’dan ‘Coronalı Günler’ raporu

EKK’dan ‘Coronalı Günler’ raporu
16.04.2020
A+
A-

Edirne Kent Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı  Ziya Gökerküçük,Kent Konseyi olarak hazırladıkları ‘Koronalı Günler’ Başlıklı Gözlem Raporunu açıkladı.EKK Başkanı Gökerküçük açıklamasında, “TBMM’nin 100. yılı kapsamında Egemenlik Toplantıları yaparak ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ sözünü hayata geçirme çalışmalarımız; tüm dünyada egemen olan Coronavirüs salgını nedeniyle durdu. Bu süreci gönüllülerimiz ile izlemekteyiz.

ZOR GÜNLERDEYİZ

Tek tek birey olarak da dünya olarak da zor günler geçiriyoruz. Bu süreçte başta sağlıkçılar olmak üzere çalışanların cansiperane çalışmalarına karşın, kamu yönetiminin aldığı önlemler ve sürecin yönetimi; umut ve endişe duygularını birlikte yaşatmaktadır. Pandemi bütün ülkeler için birincil sağlık sorunu olma durumunu devam ettirmektedir. Bu süreci, akıl ve bilimsel yöntemlerden uzaklaşmadan, şeffaf ve katılımcılık ile aşmamız gerekmektedir. Süreç toplumda güven duygusu korunup geliştirilerek yürütülür ise en az toplumsal hasar ile atlatılabilecektir.Bu sürecin şeffaf,  güven veren bir ortak akıl ve işleyiş ile yürütüleceği bir zamandayız. Egemenliğin meclis tarafından kullanılmaya başlamasının 100. yılında; her konunun bilimsel verilerle tartışılması gerekirken işlevsiz kalması, bilgilendirilmemesi ve üstelik tatil edilmesi; ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözü ile bağdaşmamaktadır.

İKTİDAR BİRLEŞTİRİCİ OLMALIDIR

Bu zor koşullarda bilim insanlarının koyduğu kurallara uymak yükümlülüğündeyiz. Ancak birleştirici olması gereken iktidarın ayrımcı tavırları bu dönemde de maalesef sürmektedir. Bu vahim süreçte bile bilimsel veriler etrafında birliğin sağlanamaması yurttaşlar olarak bizlere acı vermektedirBunun en somut örnekleri; muhalif belediyelerin yardım toplamasının yasaklanması, Odunpazarı ve Muratpaşa belediyelerinin 25 yıllık aşevlerine el konmasıdır. Bu ayrımcılık akıl, bilim ve hukuk ile tanımlanamaz. Bu kararın derhal kaldırılması ülke için elzemdir. Bu tür hataların ortak akılla çözülmesi zaruridir. Tıpkı 10 Nisan günü alınan sokağa çıkma kararının yanlışlığının kabul edilmesi gibi.Bu süreçte her gün artan ölümler hepimizi üzmektedir. Ölen vatandaşlarımıza ve tüm insanlara rahmet dileriz. Bu ölümlerin tez zamanda son bulması ortak temennimizdir. İnsanlık tarihine baktığımızda biliyoruz ki bu tür vakalarda insanlık deneyim elde ederek kazanmıştır. Bunun tez gerçekleşmesi insanlığın ortak arzusudur.

CORONA İNSANA, İKTİDAR DOĞAYA ZARAR VERİYOR

Bu salgının oluşmasında; doğaya verilen zararların etkisinin de gözden kaçmaması gerekirken bu günlerde bile idarenin doğaya zarar veriyor olmasını anlamakta zorlanıyoruz. Geçmiş günlerde; Anayasa ve Kıyı Kanunu korumasında bulunan Saros körfezindeki kumsallarımız ihale ile kiraya verilmiş ve bir açıklama da yapılmamıştır. Özellikle Edirneliler başta olmak üzere tüm Trakya ve İstanbulluların da tatil yeri olan Saros kıyı ve kumsallarına hiç kimse para ödemeden giremeyecektir. Oysa Anayasa’nın 43. maddesi kıyıların kamu yararı gözetilerek kullanılacağını belirtmektedir. Saros kumsalları gibi Gala Gölü hakkında da bazı olumsuz kararlar alınmıştır. Alanı küçültülmüş olan Gala Milli Parktır. Bu ihtiyacın nereden doğduğu soru işaretleri ve kuşkulara sebep olmaktadır.Saros ve Gala Gölü kararları yanında günler çuvala girmiş gibi hafta sonları bile maden ocağı açılması raporlarının duyurusu yapılabilmektedir. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü sayfalarında Keşan Yeşilköy’de açılması planlanan malzeme ocağı ve kırma eleme tesisi projesi tatil gününde web sitesinde yayınlanabilmiştir. Doğaya zarar veren ve hukuksal işlemleri tamamlanmamış bu tür baskınların coronavirüs gereği toplumsal muhalefetin ve hukukun durakladığı günlerde bile olması utanç vericidir.

MECLİS ÇOCUKLARI KORUMAMIŞTIR

Hepimiz bilimin ve idarenin kararlarına uymakta iken iktidarın çıkardığı yasaları anlamakta zorlanıyoruz. Ceza infaz yasası kapsamında yapılan düzenlemelerde iktidar ortağı aylardır talep ettiğine kavuşmuştur. Oysa azıcık inceleyenler ve hukukçuları dinleyenler de görecektir ki bu değişiklik taciz ve tecavüz suçlularına, kaçakçılara, mafya işleri yapanlara bir af niteliğindedir. Yasa; tecavüze uğrayan kız çocuklarına tecavüzcüsü ile evlendirilmesi yolunu açabilecektir. Veya en az 5 yıl tecavüzcüsünün istismarına tahammül etmeye ya da tecavüzcüsünden çocuk sahibi olmaya zorlayacaktır. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlandığı bu günlerde Meclis egemenliğini yitirmiş ve çocuklarımızı koruyamamıştır. AYM bu yasayı iptal etmelidir.Öte yandan yıllardır sağlıkçılar tarafından talep edilen ve muhalefet partilerinin önerge verdiği sağlıkta şiddet yasası iktidar ve ortağı tarafından ret edilmiştir. Gülünç bir durumdur ki toplumun sağlıkçılara alkış yaptığı ve saygı duyduğu bu ortamda bunun hesabını veremeyeceğini düşünen iktidar bir gün sonra sadece görüntüyü kurtarmak gibi bazı değişiklikler ile yasayı çıkarmıştır.

SOSYAL DEVLET GÖREVDE OLMALI

Bir ayı geçen bu salgın günlerinde uygulanan ‘evdekal’ kuralı gereği alınan önlemlere kentlilerimiz uymuştur. Ancak yetkililerin verilen sözleri yerine getirmede eksiklikleri görülmektedir. Salgın vesilesi ile sosyal devleti aramaktayız ve sağlığın kamusal, belediyelerin sosyal olması gerektiğini bir kez daha gördük. Bugüne kadar ulaşılamayan kentlilerimize ulaşılarak sorunlarının çözülmesi yanında önümüzdeki günlerde başlayacak oruç ayında da her mutfakta tencere kaynamasının sağlamak devletin görevidir.Salgın ile geçen günlerde henüz maske dağıtımı yöntemindeki çelişkili açıklamalar bile idareye güveni azaltmaktadır. Belediyemiz 230 bin, Valiliğimiz 295 bin ikiyüz maske dağıttığını beyan etmesine rağmen hiç maske almayan, dağıtım yeri görmeyen binlerce yurttaşın olması, bizlerde dağıtım yönteminin yanlış olduğu kanısını yaratmaktadır. Bunun çözümü kararlarda ortaklık, eleştirileri değerlendirme, şeffaflık ve yurttaşları sürece katmaktan geçer.Salgından bir şekilde zarar gören kesimlerin zararı sosyal devlet gereği karşılanmalıdır. Özellikle işsizler başta olmak üzere küçük işletme sahipleri ve buralarda çalışanlar mutlaka finanse edilmelidir. Kentimize dair salgın bilgileri hakkında bilgi verilmeyince asılsız bilgiler yayılmaktadır. Bu nedenle resmi kurumlarımız günlük, haftalık, aylık raporlar düzenleyerek kentlileri bilgilendirmelidir.Edirne Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak tarafımıza verilen görevleri yapmaya hazır olduğumuzu daha önce de belirttik. Bu süreçte kentlilerimizin görüş ve önerilerini dinlemekte ve kamuoyu ile paylaşmaktayız. Bu nedenle çalışma mekânımızda olmasak, olamasak da evlerimizden süreci ve kenti takip edeceğiz. Dileğimiz bilimin öncülüğünde bu günlerin insan ve doğa lehine çözüme kavuşmasıdır”denildi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.