EKMEK FIRINI–1 – Edirne Postası – Edirne Haberleri
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. EKMEK FIRINI–1

EKMEK FIRINI–1

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Murat bey haftalık çizelgeyi hazırlamıştı bile şehirde bulunan bütün fırınlar sabah ezanı ile birlikte zabıta memurları tarafından mütemadiyen ziyaret edilecekti.

Gece yarısında başlayan hamurkarın çalışması;

Unlar hamur teknesine dökülecek, su yavaşça boca edilecek önceden hazırlanan ekşi maya da  katılınca hamur yoğurma işlemi kah elle kah tahta kürekle hızla başlardı.

Sabahın ilk ışıklarında kürekçi gelir içine toplamda 150 hamur alan fırına odunları itina ile yerleştirir ve ateşi yakar ve yukarıdan verilecek talpa üzerindeki hamurları beklemeye başlardı.

Bir taraftan da fırının içine koyduğu çaydanlıktan da tavşan kanı çayını içmeyi ve ikram etmeyi ihmal etmezdi kürekçi Hilmi Abi.Eh birazdan zabıta Ahmet elinde fileler ile kapıda görünürdü zaten ilk tabanda fırından çıkacak somunlardan terazide tartarak alacaktı.

Zabıta Ahmet hızla kapıdan içeriye girdi daha çok dolaşacak fırın vardı çünkü…

Hemen hızlıca tezgahın üzerinde dumanları tüten ekmeklerden rastgele almaya başladı teker teker tartarak filelere koymaya başladı bir taraftan evet tamamdı bugünlük buradaki işi bitmişti reis gelmeden belediyede olması lazımdı sıradaki fırınlara da acele ile gidecekti şimdi.

Hilmi abi hızlıca bir çay doldurdu zabıta Ahmet’e dışarısı da soğuktu yani bir çay iyi gelirdi hızlıca birkaç yudum alarak elinde ekmek ile dolu fileler ile hemen dışarıya attı kendini.

…..Reis gelmeden önce ulaşmalıyım…

Halkın ekmeği önemli idi reis için onun için ince eleyip sık dokuyarak hareket ediyordu.

Un tahsislerine belediye bakıyordu tahsis edilen un miktarları fırınlara kapasitelerine göre dağılıyordu ama önemli bir ayrıntı vardı her gün yapılan kontrolleri geçemeyen fırınlar piyasadan un almak zorunda kalarak cezalı duruma geliyorlardı.

Bundan dolayı tahsis un almak çok önemli idi fırıncılar için. Şehir yönetimi belediye olduktan sonra reisin bulunduğu bina hiç değişmemişti.

Şimdi gidilmesi gereken fırın Balıkpazarı’nda idi Filo ve Yako kardeşlerin numunelerini almak gerekiyordu.

Uzun boyu ve zayıf haliyle başında beyaz beresi fırıncı Filo belirdi birden bekliyordu kapıda  zaten zabıta Ahmet’i ‘’Neme lazım dikkatli olmak lazımdı reisin radarına girmek olmazdı sonrası çok kötü geçiyordu valla çok hassastı Reis’’diye  geçiverdi aklından o anda.

Saraçhanede Zeki Yorulmaz, Balıkpazarında diğer fırıncılardan Hüsamettin Top ziyaret edilecek diğer adreslerdi.

Bu ziyaretler her sabah yapılıyordu. Numuneler alınıyor sabah reise ulaşıyordu.

Son numuneleri de filelere dolduran Zabıta Ahmet hızla belediye binasına doğru ilerlemeye başladı havada biraz serindi bereket ilkbahar olunca tatlı tatlı akyel esiyordu mis gibi somunların kokusu ilerledikçe etrafa yayılıyordu.

Esnafta geçerken takılıyordu Zabıta Ahmet’e; ‘’ köyden tereyağ geldi kıralım biraz ucundan bizim bahçeden iki tanede yumurta var  kahvaltımız olsun gel’’ kafasını iki yana sallaya sallaya yoluna devam etti .

Her fırından birer somun ekmek alınsa numune için yeterdi ama…

Bacası tütmeyen, ocağı yanmayan, öksüz, yetim kim varsa unutmamak lazımdı. İhtiyacı olan kapıya bırakılıyordu file içinde gerekli olanlar dumanı tüten somunlar özellikle en başta .

Vatandaşı aç yatan ihtiyacı karşılamayan belediyeci olurmuydu?

Yorgundu şehir halkı yangınlar, sel baskınları, birde sınır kenti olmasının dezavantajları fakir fukara ihtiyaç sahibi bir çok aile vardı.

Muhacırlar kirişhane, kıyık mahallesine yerleştirilmişti bir göz oda başlarını sokacak kadar onlara şimdilik yetiyordu belediye öncülüğünde yapılan desteklerle hepsi evlerine yerleşmişlerdi zaman içinde.

Kısaca ihtiyacı olan haneler çokça idi.

Reisin odasında makam masasının üzerinde büyükçe çinko tencere bulunuyordu çivit mavisi renginde üzerinde çiçek motifleri olan ve gelenlerin ilk anda dikkatini çeken şeklide her gün duruyordu.

Ne işe yaradığını yerliler biliyordu  da dışardan gelenlerde hikayesini görevini öğrenince önce şaşırıyor sonrada mutlu oluyorlardı.

Bu arada çivitte nerde çıktı beya diyebilirsiniz bakkalda satılan bir üründür çamaşır yıkarken kullanılır renginden dolayı yıkanan beyaz çamaşırlara doğal bir mavi renk vermek için yıkama suyuna ilave edilir.

Neyse çivit mavisi tencereden bahsediyorduk konu başka yerlere gitti birden.

Her sabah fırınlardan alınan mis gibi somun ekmek numunelerinden birer tanesi buraya konulur ve 24 saat durur ve kontrol edilirdi bayatlaması, iyi pişmesi, gramı, lezzeti hepsi reis tarafından özellikle kontrol edilirdi. Un tahsisleri yapılırken buradan düşülen notlar belirleyici idi.

Mis gibi ekmek kokusuda gün boyunca tüm binada hissedilirdi.

Bu düzenleme uzun yıllardan beri özenle gerçekleşiyordu. Reis oy aldığı halka karşı bu konuda çok sorumlu hissediyordu.

Bu arada yeni arayışlara da girmişti reis başta Ağaoğulları un fabrikası sahibi ve diğer fırıncılarla bir araya geldiklerinde fikirlerini ortaya koyuyor, onlara anlatıyor ve teşvik ediyordu adım atmaları için.

Başkente gittiğinde en son görmüştü her şeyi otomatik olan ekmek üreten fabrikayı çok etkilenmişti ‘’93 yıl başkent olmuş şehrime de ne yakışır diye içinden geçirmişti’’

İşte gördüklerini hararetle anlatıyordu fırıncılara her türlü desteği vermeye hazırdı gerçi fırıncılar biraz nazlanıyordu eh; fırın açılınca kendi işleride düşermiydi acaba?

Ama reis kararlı idi onları ikna etmeye…

Göreceğiz.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
EKMEK FIRINI–1
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Giriş Yap

Edirne Postası - Edirne Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!