“İnsanın hayatta en büyük şansı ilkokulda iyi bir öğretmene denk gelmesidir.”
Son zamanda bazı eğitimciler bu gerçeğin farkına varmışlar ki çeşitli ortamlarda sık sık dile getiriyorlar.
Bizler gibi çağın en önemli gelişmelerine tanıklık eden insanların doğal olarak en önemli bilgi kaynağı öğretmenlerdi. X kuşağı diye tanımladıkları bizler, bence hayatta en önemli döneme denk geldik.
Ben ilkokula başladığımda, Mahire öğretmenimin de ilk çalışma yılıydı. Tam sayıyı hatırlamıyorum ama 30 kadar öğrenciyle, kara tahtadan başka hiçbir materyali olmayan bir sınıfta harikalar yarattı diyebilirim. Şimdi anlıyorum ki öğretmenlik tamamen içten gelen bir dürtüyle yapılan bir iş. Çocukların hayatına yön verme bilinci olan biriydi öğretmenimiz. Onun her söylediği, her yaptığı önemliydi. O, bunun farkındaydı. Belli ki öğretmenimiz de iyi eğitimcilere denk gelmişti.
Takım çalışmasını, ahlaklı ve ilkeli olmayı, liderlik etmeyi, disiplini, sunum yapmayı, yaşam becerilerini, motivasyonu, takdir edilmenin ve etmenin önemini ve değerini, örnek olmayı ve örnek gösterilmeyi ta birinci sınıfta Mahire öğretmen sayesinde öğrendim ben. Nasıl mı?
Küme çalışması ile. Adı buydu, öğretmen sınıfı rastgele çeşitli gruplara böler ve bir konu verirdi. Bu grupların bir adı, yöneticisi, sözcüsü olur bu kişiler her konuda değişirdi. Böylece öğrencilerin becerileri ortaya çıkar, kimin daha çok neye yeteneği olduğu görülebilir ve örnek olarak diğer sınıflara anlatılırdı. Yaşam becerileri için derslerimiz vardı. Örneğin el işi dersi. Burada iğne iplik, makas kullanma ve çeşitli örgü çalışmaları öğretilirdi. Hatta basit yemekler bile yapardık. Öğretmenimiz kim bilir kaç kişinin hayatına dokunmuştur bu şekilde. Rahmet ve minnetle anıyorum ve hiç unutmuyorum kendisini.
Bugüne geldiğimizde ise, durum ne yazık ki içler acısı. İlkokulu bitirmiş bir çocuk yukarıda bahsettiğim konuların hangisini yapabiliyor siz düşünün artık. 5. Sınıf öğrencisi ayakkabısının bağını bağlayamıyor örneğin. Çünkü bunu hiç yapmamış ki öğrensin. Birileri onun adına yapmış belli ki, gidip öğretmenine bağlatıyor. Öğretmen anne ya da babaya söylese vay sen beni eleştiriyor musun diye tartışma çıkıyor. Öğretmen ne yapsın? Velileri eğitmek mümkün değil. İnsanlar bu konuda çok zor değişiyor. Oysa değişim kaçınılmaz. En iyisini onlar bilir…
Geçen yıl Maarif modeli diye yeni bir eğitim sistem oluşturulmaya başlandı. Aranan ve istenen özellikler yukarıda bahsettiğim özelliklerin aynısı. Aslında yeni değil, eskiden uygulanan bu model zamanla olumsuz yönde değişikliğe uğradı ve yeniden aranır duruma geldi. Şimdi okullarda etkinlik adı altında yemek yapma ve iğne iplik kullanma dersleri verilmeye başlandı.
Yeni sistem ile iyi insan hedefleniyor. Evrensel ilkeler doğrultusunda iyi insan yetiştirmek için iyi eğitimci olmak ve sistemin iyi çalışması gerekir. Koşullara göre değişen davranış ve düşünceler evrensel ilkeleri yok saymaktır. Bu sistem uygulandığında;
Üst düzey eğitim yöneticilerini nasıl dönüştüreceğiz?
Geri dönerek ilerleme nasıl kaydedilecek?
Yapay zeka ya nasıl uyum sağlayacağız?
Aradaki nesil ne olacak?
İyi insan olmak için etik değerler önemli değil mi?
Sevgilerimle
