NİKAH MUHABBETİ – Edirne Postası – Edirne Haberleri
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. NİKAH MUHABBETİ

NİKAH MUHABBETİ

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhtarlara yetki verdiler ya nikah kıymaları için,

Tam düğünün ortasında kalk bakalım defteri al ortaya yürü curcuna bir tarafta sessizliği sağlamaya çalış sonrada nikahı gerçekleştir.

Zor iş valla kaç kere azalara söyledi ‘’bu işi siz yapın’’ diye.

Ama hepsi yan çizerek uzaklaştılar mevzudan.

Neticede ihale muhtara kalmıştı. Bütün köylerde hadise bu şekilde devam ediyordu.

Yeni tarladan gelmişti muhtar kavurucu sıcak zaten bütün gün tepesine vurmuştu eh birde düğüne gitmekte işin içinde zaten az buçuk tarlası vardı yarında kısmetse hasadı biçeceklerdi bereketli olacaktı inşallah.

Borç harç vardı onu kapatacak sonrada yeni ekim dönemi için tohumdu gübreydi harcayacaktı.

Kızçe de liseye gidecekti bu sene okumasını çok istiyordu kendi ayakları üzerinde dursun özgür olsun kimseye muhtaç olmasın;

Kısaca çok varlıklı değildi ama dürüst, becerikli yaratıcı bir kişiliğe sahipti. Muhtarlık durumları da hiç aklında olmamasına rağmen bir gün seçimin içinde bulmuştu kendisini sonrada mazbata ve mühür…

Neyse Hasan abinin ince saz ekibi yerini almıştı belli ki.

Biryantin Sami hafiften üflemeye başlamıştı bile klarneti inceden inceye,

Delikkaş Osman keman telleri ile transa geçmişti,

Darbukacı yanık Rıza oturduğu yerde kendisi oynamaya başlamıştı bile.

Cümbüşte de Hasan abi ekip tamamdı eve kadar gelmişti esintileri.

Kadir abinin çocuğu evleniyordu bu gece garip adamdı elinden geldiğince yapmış hazırlamıştı düğünü gelini almak için Gelibolu’ya gitmeleri gerekiyordu.

Ama sıkıntı araç yok misafir çok buradan kına gecesine gidenler oradan gelecekler hepsi zor durumlardı neyse fabrikaya işçi çeken midibüslerden köyün adına anlaşmıştı da o masraf için destek olmuştu kendisine.

Yoksa oturup kara kara düşünmüştü günlerce eh bağ yok bahçe yok tek maaş ne yapsın.

Köy yerinde düğün dernek kurarsan çeyiz altı kurmadan olur mu?

Elinden geldiğince izzet-i ikram hazırlamıştı gerçi herkes elini taşın altına koymuştu seveni çoktu garibin.

Eh şimdi nikaha daha zaman vardı şöyle günün yorgunluğunu biraz atmak gerekmez miydi?

Evden çıkmadan önce saçlarını sol taraftan itina ile ayırıverdi yaş elli beş olmuştu ama simsiyahtı saçlar maşallah,

Sakal hafif kirli sakaldı ama olsun aynaya baktı idare ederdi yanık tende de yakışıyordu kirli sakal valla,

Zaten berberde de çoktan yerini almıştır düğün yerinde diye geçirdi içinden.

Yavaşça yürümeye başladı alaca karanlıkta muhtarlığın önünden,

Kırgız Hasan ağanın görkemli evinin yanından geçerken gözleri her zamanki gibi mozaik ile yapılmış ön cepheyi sağ taraftan tamamen kaplayan Atatürk resmi ve Şanlı bayrağa gururla bakmadan edemedi.

Bu ev onlar için önemli ve gurur verici idi gelen misafirleri ilk olarak buradan özellikle geçiriyorlardı kısaca nam salmıştı.

Uzakta hareketlenme başlamıştı işte

‘’Eee koca muhtar geliyordu demokrasinin gerçek anlamda işlediği ilk makamdı bu muhtarlık!’’

Uğultular manda yoğurduna çalınan kaşık sesleri,

‘’hadi yarasın bakalım’’ nidaları eh tamam artık ortam güzelleşmişti demek ki.

Zaten herkes gündüzden yorgundu tarlada güneş tepesine vuruyordu insanın ama mahsul bereket zamanı idi.

Birer tek parlatmadan sonra hepsi gevşemişlerdi.

‘’nasıl kalkıp giderler Allah bilir’’

Sessizce ilişiverdi gördüğü boş tabureye,

‘’sanki hazırda bekliyorlar yahu diye’’ söylenmeye başladı içinden pat diye koyuvermişlerdi ilk kadehi önüne.

İşte biraz ondan biraz bundan derken parlatmaya geçiverdi hemen muhtar.

Ufak ufak gidiyordu ama velakin gecede uzundu tabi.

Yan tarafta ortada gençler müzik eşliğinde kurtlarını döküyor yaşları geçkince yürekleri hala genç olanlarda onları ilgi ile izliyordu.

Bu arada çocuklarına gelin adayı arayanlarda her zamanki gibi pür dikkat etrafı incelemekle meşguldü.

Bir köy düğünü idi kısaca ne güzel oturuyorlardı böyle bu nikah kıyma işi de nerden üzerlerine kalmıştı sanki,

‘’Git Şehir’e kıydır nikahını belediyede sonra ye iç eğlen dön köye ‘’

Isınamamıştı bir türlü birde tutturdular,

‘’muhtar nikah kıyarken beyaz gömlek giyer’’ diye hanım evde her seferinde söyleniyordu

‘’muhtarlık bütçesinden iki kilo deterjan alda yıkayayım gömleğini ‘’diye ‘’sanki on tane beyaz gömleği vardı’’.

Parlatma devam ediyordu inceden inceye ona kalsa kimse kaldıramazdı buradan;

Günün kavurucu sıcağına karşı Istırancalar’dan tatlı tatlı esmeye başlamıştı rüzgar bağrına doğru iyide gelmişti.

Yenge haber gönderip duruyordu ikide bir kadir abiye misafirler sabırsızlanmaya başladı.

Nerde ise kalkıp gidecekler haklı tabi uzun yoldan gelenler var, yarın erkenden işe gidecekler var, kısaca artık nikah kıyılmalı idi.

Kadir abi saygı ile yaklaştı muhtarın yanına;

‘’Kıysak mı? şu nikahı artık muhtarım’’

Kıyacaktı nikahı kıymasına da ama nasıl? Demlenmeler hızla devam ediyordu. Eh artık herkes tamam olmuştu yani çakır keyif…

İki parça da buz atınca kadehin içine bir başka oluyordu hakikaten tam havada iken kadeh cevap vermeye çalıştı muhtar önce bir yudum içsin mi içmesin mi ikilemde kaldı bu arada cevabı vermeye çalıştı.

‘’Şeyitçez şimdi şeyi birazdan abi ‘’

Muhabbet güzel, ortam akıyor, içi hiç elvermiyor ama mecbur bu işi şeyticekti muhtar.

Kelimelerde ağzında dolanmaya başladı hadi hayırlısı bakalım. Usulca doğrulmaya başladı yerinden, şöyle bir yükseldi, başı yukarıya doğru dikti, beyaz gömleğin yakalarını sağa sola çekiştirdi, çaktırmadan saçlarını kontrol etti evet soldan ayırdığı gibi duruyordu.

Üstüne baktı dikkatlice, eh tamam hazırdı artık.

‘’Yahu bu nikah masasını neden bu kadar uzağa koydular sanki’’ diye geçiverdi içinden halbuki yirmi adım yürüyecekti sadece.

Ayağa kalktığını gören Cümbüş Hasan abi saz takımına mızrapla işaret ederek;

‘’ Dayler dayler viran dayler
Yüzüm güler kalbim ağlar
Yüreğimden kanlar damlar

Edirne köprüsü taştan
Sen çıkardın beni baştan
Bir olaydı bir olaydı
Ne olur benim olaydı

Bu Harika Edirne türküsünü söylemeye başladı.

Delikkaş Osman’ da yanık sesi ile eşlik ediyordu ağırdan,

Sonunda masaya oturmuştu işte gelin ile damatta çoktan yerini almıştı karşısında onlarda sabırsızlanıyordu geleneklerin, göreneklerin, formalitelerin bitmesi için buğulu gözlerle bakıverdi şahitler neredeydi acaba

Esasında onlarda masanın hemen yanında pür dikkat hazır ol da bekliyorlardı.

Kadehlerde onlarla birlikte gelmişti masaya ne hikmetse ayrılamamışlardı veda edememişlerdi ayaklarının dibinde duruyordu.

Neyse şöyle bir elini kaldırdı ileri geri iki kere salladı bu arada farkında olmadan birkaç dairede çizmişti havada ama olsun;

‘’susun bakalım diye’’ ardından derin bir sessizlik…

‘’Şimdi gençler birbirlerini sevmişler, anlaşmışlar bize müracaat ederek evlenmek istediklerini beyan etmişler’’ diye başladı.

Ama sonrası nasıl gitti acaba kendi bile hatırlamıyordu sözler hepsi birbirine karışmaya ya da kesik kesik ilerlemeye başlamıştı.

Etraftakilerin defteri gelin ile damada uzattığını hayal meyal görür gibi oldu karşıda oturanlardan bulmaca Salih bulunamayan kalem yerine cebinden Atatürk logosu olan dolma kalemi hızlıca ulaştırdı genç çiftin eline her şey artık normal şeklinden çıkmış başka mecralara doğru hız almıştı.

Hızlıca imzaladı önce gelin sonra damat şahitlerde kadehleri tekrar ayaklarının yanına bırakarak imzaları çaktılar muhtarda Mühür’ü bastı işte tamamdı artık.

Evlilik cüzdanını vermek için ayağa kalktı ama hakikaten kalktı mı acaba?

Geline uzattı ve o hızla yine iskemleye çöküverdi.

Bu arada gelin hanımda cüzdanı havada kapmıştı yani eee kolay mı bu anı yıllardan beri bekliyordu okuldan beri yavuklu idiler iş güç olmadan kız verilmez demişti büyük baba!

Kafasına takıldı birden muhtarın, ‘’ya tamam imzalar atıldı, evlilik cüzdanı gelin kızımıza verildi bir eksik var ama ne ‘’ diye söylenmeye başladı.

Bulmaca Salih’e işaret çaktı gel buraya anlamında

Zaten oda demlenenler arasında idi fakat fazla kaçırmamıştı anlaşılan hızlıca yaklaştı ve dizlerinin üzerine muhtarın yanına çöküverdi.

‘’ya Salih bu işte bir eksik var ama ne bir türlü bulamadım’’

Bulmaca Salih gülmeye başladı ama abartmadan

‘’ muhtarım çocuklara sormadın ki evlenmek istiyor musunuz diye’’

‘’yapma yahu ‘’

Kelimeleri döküldü sadece üzüldü ama her şeyin çaresi vardı yarım, eksik nikah olamazdı bu köyde.

Heybetle fırladı yerinden susturuverdi Biryantin Sami’nin klarnetini bir hareketle,

Bu arada gençler el öpme savaşlarına başlamıştı bile koca meydanı tek tek dolaş dur zordu ama yapacakları bir şey olamazdı gelenek, görenek işleri işte.

‘’gençler bırakın bakalım o fasılayı gelin oturun masaya daha işimiz bitmedi’’

Şaşırdılar ama muhtar çağırıyordu hayır denmesi mümkün değildi.

Geldiler oturdular masaya;

‘’ sen kızım bu çocukla evlenmek istiyor musun?’’

Kızcağız baktı kaldı nerden çıktı bu soru acaba az önce imza atmışlardı oysa sonrada gülerek kocaman bir EVEEETTT patlattı.

Sıra damada gelmişti.

’’ ya sen çocuk bu Kızçe ile evlenmek istiyor musun’’ damatta yüksek perdeden bariton bir ses tonu ile Eveti yapıştırdı gitti.

Oh şükür bulmaca Salih’le göz göze geldi bir anda ‘’TAMAM’’ işaretini alınca rahatladı birden.

Ama ortalık kırılıyordu şamatadan, gülüşmelerden, kahkahalardan önce imzayı attır sonrada sor bakalım evlenecek misiniz? Diye.

Kazasız belasız,

Bunu da bitirmişlerdi el birliği ile (gerçi pek kazasız geçmemişti ama olsun)

Neşe tavan yapmıştı meydanda yapılan aksaklık ayrı bir güzellik ve neşe sağlamıştı güzel bir anı olmuştu herkes için

Ama muhtar için bir şey diyemeyeceklerdi.

Gecenin kahramanı muhtar olmuştu birdenbire ama vakur ve gururlu bir şekilde sessizce sahneden indi yerini gerçek kahramanlara bırakarak demlenenlerin yanına doğru yürümeye başladı.

Eh yarın herkes tarlalara koşacak gerçek yaşantısına dönecekti bu gece onlar için güzel bir dinlenme imkanı sağlamıştı.

Kısa bir süre daha oturduktan sonra kalkış vakti gelmişti artık yakında oturan ve hadi gidelim diye defalardır kaş göz oynatan eşine bakarak gideceklerinin işareti verdi.

Yolda giderken bunların üzerine birde cila lazımdı masadaki son şişelerden birini aldı dikkatlice açtığı kapağın sesini zevkle dinledi bir yudum ardından birkaç yudum daha,

Şişeyi sallayarak yürümeye başladı.

Birde anlaşılmaz türkü mırıldanmaya başladı gerçi eşi biliyordu bu türkünün anlamını eh o kadar sır kalsın şimdi.

Eşi ise söylenmeye başlamıştı bile hem gülüyor hem de tatlı tatlı azarlayarak her zamanki gibi!

’’kanmadın daha birde yolda içiyon be koca of oof ooof’’

Muhtar bile olsan sonunda azarı işitiveriyorsun işte ne yapacaksın makam falan sökmüyor evde.

Hakikaten dayanılacak, omuz verilecek, paylaşabilecek, dertleşecek, biri var ise korkmayın yürüyün ve gidin

Yaslandı kahrını çeken evin direği kadınının omuzuna yürüdüler beraberce…

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
NİKAH MUHABBETİ
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Giriş Yap

Edirne Postası - Edirne Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!