PROGRAMA ALDIK EFENDİM.
Siyasetçilerin, yerel yöneticilerin, diğer yetkili şahısların genellikle kullandıkları cümledir.
Yatırım ve harcama konusunda yetkisi olanlar dillerinden hiç düşürmezler.
Ulus sakinleri de her şeyin olgunlaşarak çözülmesini isterler. Karşı tarafta hemen atak yaparak,
’’Bu yılın programına koydurduk efendim’’ cümlesini yapıştırırlar.
Tarihi eserlerin Restorasyonu, bunların başında gelir ya da anıtlar yüksek kuruluna takılır gider yıllarca.
Son dönemde biraz şanslıyız galiba anıtlar kuruluna çok takılmıyoruz Valimiz SEZER’in gayretleri ile.
Program laflarını da çok duymuyoruz uygulamalar hemen başlıyor. Gözden kaçanlar olmuyor mu?
Her zaman mevcut.
Tunca kenarında yıllardan ayağa kalmayı bekleyen KASIMPAŞA CAMİİ, ne zaman sorsak,
‘’programa alındı’’
İbaresini duyarsınız fakat icraata gelince ortada somut bir hareket göremiyoruz.
Umut şimdide şehir içinden geçen hızlandırılmış tren inşasının bitiminden sonrasına kaldı.
Gerekli düzenlemeler ondan sonra yapılacakmış.
Daha ne olacağına yıllardan beri karar veremedik zaten şehre adımını atan her bürokrat yeni bir proje hazırlıyor.
KALEİÇİ evleri 30’a yakın tarihi ev esasında ‘’isimleri tarihi bina ‘’ ama olsun sit alanına takılmış anıtlar yüksek kurulunun insafına kalmış onlarca tarih kokan bina valilik projesinde tekrar restore edilerek kullanımına açılacak gibi gözüküyor inşallah programa takılmazlar.
Bu arada naçizane öneri,
Bunları yıkamıyorsak eğer şehrin başka bir alanına aynı şekil ve modeli ile yeni bir mahalle yaratalım ne dersiniz? Farklı bir turizm alanı oluşabilir.
Geçerken gözümüz alıştığı için pek dikkat çekmeyen saraçhane hamamı onu da yıllık programa almışlar.
Ya da gazi Mihal girişinde Avrupa’dan Türkiye’ye merhaba diyen ilk görüntü ne kötü değil mi.
Yıllar önce bir seçim çalışması için şehrimize gelen buradan giriş yapan sayın başbakan konuşmasını başında restore etmediği için belediyeye yüklenmiş fakat bu eserlerin vakıflar genel müdürlüğüne ait olduğunu fark etmemişti.
Kaç yıl geçti üstünden ama 22 yılık kendi iktidarında hala bir çivi dahi çakılmadı bu alana.
Dev binalar yapıyoruz ama burası gözümüze takılmıyor yıllardır ne acı.
Tarih bir kentin ve sakinlerinin geçmişini gösteren ve anlatan bir yansımadır esasında.
Kendilerinde olmayan tarih yaratma çabaları gösteren ülkeler diğer yanda değerlerine sahip çıkılmayan topraklar.
Şehrimiz sakinleri önyargıdan arınarak bakmaları gerekiyor bu konuya Sn yunus SEZER’den önce bu konulara derinlikte bakan yönetici göremedik biz her şeyi Başkente havale eden ve bekleyen sonunda da unutan yöneticiler tanıdık.
Bunu için çabalarını takdir etmeli destek ve yardımcı olmalıyız.
Bu yazı konusu nasıl oluştu diye sorabilirsiniz.
Öncelikle belirteyim arzu edenlere aşağıdaki konun fotoğraflarını ulaştırabilirim.
Uzun yıllar kanayan yara olan ve nedense sayın SEZERİN gelişine kadar anıtlar kurulundan kararı bir türlü çıkamayan Köprübaşı caddesinde bulunan MEZARLIK ÇEŞMESİ kalkması hikayesi sebep oldu bir anda.
Yaşadığım evin hemen yanında her gün görüyorum. Trafik rahatladı düzen geldi hafta sonları hala felaket halde ama başka çözümler önerilir.
Önemli olan tarihi olarak isimlendirilen çeşmeden eser kalmadı hani sökülüp biraz daha içeriye taşınarak tekrar inşa edilecekti.
Hummalı bir parçalama faaliyetleri sonucunda stadyumunda duvarını bir kısmı yıkılarak etrafı da saç levhalar ile kapatılarak izole edildi işte orada el freni çekilmiş gibi her şey durdu.
Bilemem plan proje çizilmemiş olabilir beklide sit alanı ve anıtlar kuruluna yine takılmış olabilir kimseyi zan altında bırakıp suçlamak olmaz.
‘’Şeytan azapta gerekir’’ derler ya dürttü beni bir şey saç levhalardan ufak bir görüş alanı yakalayarak içeriye baktım…
Bir daha ve defalarca ve dakikalarca baktım.
Çeşmenin yerleşeceği bir çukur açık hala bekliyor 50 adet civarı bizim Çingene tuğlası dediğimiz cinsten tuğla bir öbek halinde birkaç kereste başka…
Bilemem sökülen malzemeler deforme olmuştur ama çıkan mermerler falanda yok ortalıkta.
Bürokrasi diyecekler bütçe diyecekler de diyecekler işte savunma hattı bir işi yapamazsan isen arkasına sığınacak bir yer bulursun.
Belki de yöneticilerde ‘’deli cesareti olması lazım’’.
Bu anlatmaya çalıştığım konu denizde kum misali küçük lakin küçük şeyleri çözebileceksin ki yaptığın büyük işler kıymete binsin.
Göreceğiz birlikte ne kadar bekleyeceğiz.
‘’Şeytan azapta gerek derler’’ ya tekrarlayalım öncelikle.
Yakında kalkacağı söylenen meşhur söz’’programa aldık’’ şemsiyesi altında stadyumun taşınmasından sonra KENT MEYDANINA yakışır şekilde yerini alacaktır.
Bilinmez.
Yıllık programa aldık efendim.
Başkentten onay bekliyoruz. Oralardan ne görecekler ise pek anlamam ama.
Hatırlatayım başkente gönderdiğimiz siyasetçiler vardı sahi onlar bu olaylara ne diyor acaba.
Beş yıl sonra mı?
Duyamadım efendim.
