Baro Başkanı Pınar, “Hukuka aykırı engelleme”

Baro Başkanı Pınar, “Hukuka aykırı engelleme”
06.10.2020
A+
A-

Edirne Barosu Başkanı Avukat Alper Pınar,  10 – 11 Ekim 2020 tarihlerinde yapılacak 48. olağan genel kurula hukuka aykırı olarak genelge ile engelleme yapıldığını öne sürdü. Av. Pınar, “Bu ortamda hukuki bir boşluğa meydan vermemek üzere seçimlerin ertelenmesine dair bir karar kaldık” dedi. Edirne Barosu da İdare Mahkemesi’ne İl Hıfzısıhha Kurulu’nun kararına karşı yürütmeyi durdurma talepli davayı açtı.

Edirne Barosu Başkanı Avukat Alper Pınar,  10 – 11 Ekim 2020 tarihlerinde yapılacak 48. olağan genel kurula hukuka aykırı olarak genelge ile engelleme yapıldığını öne sürdü. Av. Pınar konuyla ilgili şunları aktardı: “Avukatlık kanununun Olağan Genel Kurul hükümlerini düzenleyen maddeleri gereğince biz de Edirne Barosu’nun 48’inci Olağan Genel Kurulunu yapmak üzere kararlarımızı almıştık, duyurularımızı yapmıştık. İlk toplantımızı 3-4 Ekim’de ikinci toplantımızı da 10-11 Ekim’de yapacaktık. Her şey hazırdı. Tüm prosedürleri yerine getirmiştik. Genel Kurulda görevimizi devredip yeni arkadaşlara yeni meslektaşlarımıza bırakmayı bekliyorduk.

Cuma günü sabah saatlerinde bir genelge yayınladığını duyduk. Genelgenin içeriğine baktığımızda kamu kurumu niteliğindeki ‘meslek kuruluşları’ ibaresi vardı. Yönetim kurulumuzla hemen konuyu istişare ettik. Genelgenin kanundan üstün olmadığı sırf bir genelge yayınlandı diye genel kuruldan vazgeçmemizin yapmamamızın yani genel kurulu ertelememizin doğru olmayacağı konusunda mutabık kaldık. Cumartesi günü o salona gidip, büyük ihtimalle çoğunluk sağlanamayacaktı, tutanağımızı tutup ikinci haftaya bırakacaktık. Fakat gün içinde farklı gelişmeler oldu. Edirne Valiliği İl Hıfzıssıhha kurulu, Umumi Hıfzıssıhha kanununu dayanak alarak genel kurul toplantılarının yapılmaması yönünde karar aldı. ‘Baro’ ibaresini de geçirdi. Ayrıca akşam saatlerinde yüksek seçim kurulunun bütün Türkiye’deki ilçe seçim kurullarına Baro seçimlerinin yapılmayacağına dair kararını gönderdi. Bunlar da bize akşam saatlerinde tebliğ edildi. Böyle bir durumda aslında sadece genelgeyle kalsaydı seçimleri yapma irademiz varken özellikle seçim kurulunun seçimlerin yapılmayacağına seçimlere hükümet komiseri gönderilmeyeceğinİ bu şu anlama geliyor. Seçim kurulu ‘seçim yapılmayacak’ dediği zaman oraya komiser göndermiyor, sandık koymuyor. Herhangi bir tutanak tutmuyor. Dolayısıyla bir seçim yapsanız bile bu seçimleri onaylayacak oraya o mazbatayı verecek bir organ kalmıyor.

Aslında hukuka aykırı olarak fiili engelleme yapıldı. Biz de bu ortamda hukuki bir boşluğa meydan vermemek üzere seçimlerin ertelenmesine dair bir karar kaldık. Ancak arkadaşlarla da Pazartesi bunu tekrar istişare edelim, İl Hıfzıssıhha Kurulu’nun kararına karşı dava açalım dedik. O konuda da sabah yaptığımız görüşmede de davamızı açıyoruz. Arkadaşlar hazırlıklarını yapıyorlar. Yürütmeyi durdurma talebi yapacağız. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verirse seçim kurulunun tarafımıza gönderdiği kararda şöyle bir ibare var. ‘İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı varsa seçimleri yapmayacaksınız diyor. Dolayısıyla o karara karşı yürütmeyi durdurma davası açıp kararın hukuka aykırılığını derhal yürütmeyi durdurmayla alabilirsek hemen tekrar aynı gündemle seçim haftasını belirleyip seçimleri yapmak istiyoruz.

Bu anlamda genelgelerle kanunun önüne geçilmesi, fiili durumlar yaratılması hukuk devleti ilkesine uymuyor. Bu konuda 79 baro olarak da bu hukuka aykırılıklara işaret etmek üzere ortak bir bildiri yayınladık. Hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğimizi bütün kamuoyuna deklare ettik. Nitekim bugün de bunun ilk adımını atıyoruz. Genelgeyle daha sonradan da alınan kararlarla avukatlık kanunundan alınan yetkiyle seçimlerin yapılmamasına dair ertelenmesine dair karar verilmesini hukuka aykırı buluyoruz. Burada bir konuyu daha belirtmekte fayda var.

Pandemi kabul edilebilir, öngörülebilir bir durumdu. Fakat bu nedenle erteleme olacaksa bunun herkese eşit ve adaletli şekilde olması gerekirdi. YSK’nın almış olduğu kararda baro seçimlerinin yapılmasının uygun bulunmayıp siyasi parti kongrelerinin yapılmasının uygun bulunması yani yasaklanmaması tamamen çelişkidir, adaletsizliktir. Bu anlamda ya hiçbiri yapılmaz ya da pandemi tedbirlerine olabildiğince azami hassasiyet gösterilip hepsi yapılırdı. Nitekim bunun da açıklanma günü veya genelgeyle bu şekilde ertelenme günü de asla son gün olmamalıydı.

Sonuçta bütün barolar hazırlıklarını yapmıştı. Bütün barolar bu konuyla ilgili duyurularını kanunun kendilerine tanıdığı hak ve ödevleri yerine getirerek genel kurula hazırlanmışlardı. Aday olan meslektaşlarımız olmuştu. Onlar çalışmalar yapmışlardı. Bütün bunların bir çırpıda silinmeye çalışılması ve bu şekilde bir hukuka, kanuna aykırı genelgeyle yok edilmesi açıkçası hukuk devleti ilkesine uymuyor. Bu anlamda biz de hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdürme kararı aldık ve sürdüreceğiz.”

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.