Büyük Zaferin 97. onur ve gurur yılı

Büyük Zaferin 97. onur ve gurur yılı
30.08.2019
A+
A-

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zafer ile sonuçlanan BüyükTaarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti. Türk’ün anlı şanlı tarihimize zafer yazdığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 97’inci yılı Edirne’de büyük bir coşku ve gururla kutlandı.

97 YILLIK GURURUMUZ

Edirne’de, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Türk’ün anlı şanlı tarihimize zafer yazdığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 97’inci yılı büyük bir coşku ve gururla kutlandı. Büyük Zafer’in 97’inci yılı büyük bir coşku ve sevinçle kutlandı. Atatürk Anıtı’nda düzenlenen tören Edirne Valisi Ekrem Canalp, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Dündar Şahin Güngör ve Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın anıta çelenk sunması ile başladı. Ardından saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okundu.Atatürk Anıtı’ndaki törenin ardından Edirne Valisi Ekrem Canalp, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Dündar Şahin Güngör ve Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan valilik makamında tebrikleri kabul etti.30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama töreni daha sonra Talatpaşa Bulvarı’nda devam etti.  Burada tören arabasına binen Vali Ekrem Canalp, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Güngör ve Belediye Başkanı Gürkan halkın bayramını kutladı. Ardından Belediye Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı seslendirildi.

SEVR ANTLAŞMASI DAYATILDI

Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Yüzbaşı Güven Türker yaptı. Türker, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına temel teşkil eden 30 Ağustos 1922’de kazandığımız büyük zaferin 97. Yılını ulusça kutlamanın haklı gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Asil Türk Milleti, kahraman Türk Ordusuyla birlikte varlığına ve vatanına kastedenlere karşı 97 yıl önce bugün kahramanlık ve şeref dolu tarihinden aldığı kudretiyle yeniden dirilerek topyekün bir varoluş mücadelesi sonucunda eşine tarihte az rastlanır bir zafer kazanmıştır. Aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk Ordusu’nun ortaya koyduğu eşsiz bir eser olan bu zaferin her safhası tek tek düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiştir. 1900’lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletler arasındaki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda 1. Dünya Savaşı sonunda müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros Mütarekesi imzalanmış imzalanan anlaşma ile bin yıldır üzerinde kan dökerek, can vererek yurt edindiğimiz Anadolu toprakları o dönemin büyük devlet ve onların maşaları tarafından işgal edilmiş ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr Antlaşması’da ulusumuza dayatılmıştır.

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

İşgal güçleri girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına kadınımıza, yaşlımıza, çocuklarımıza, Dünya’da eşite az rastlanır işkence, zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır. İşte böylesine umutsuz görünen üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Paşa ve onun dava arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak, Ya İstiklal, Ya Ölüm parolasıyla aydınlığa giden yolu aralamışlardır. Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir.

DÜŞMANA SON DARBE

Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi hedefimize ulaşmaya muktedir olduğumuzu, milletimizin istiklali uğruna kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatlamıştır. Dünya’nın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığı altında, Türk kuvvetleri düşmana beklemediği bir yerden taarruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başarmış, Avrupalıların beş-altı ayda geçilmez dediği Afyon mevzilerini üç günde geçerek 30 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etmiş, bu büyük zafer ile düşmana son darbe vurulmuştur. Ardından icra edilen takip harekatıyla da 9 Eylül’de düşman İzmir’de denize dökülmüştür.Bu muharebelerde Türk Ordusu çok kısa bir sürede kendisinden üstün düşman kuvvetlerinin büyük bölümünü imha ve esir etmiştir. Askeri açıdan bir diğer önemli husus da günün şartlarında, ordunun 10 günde 500 km mesafeyi yaya olarak ve savaşarak katetmesidir.

ALTIN HARFLERLE YAZILDI

Kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur harbin kadın, çocuk, yaşlı demeden milletçe topyekün bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır. Türk Ulusu bu meydandan da Ulu Önderin liderliğinde alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Türk Tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur ve bu sonuçların günümüze yansımakta olduğu gözlemlenmektedir. Bu zaferle Türk Ulusu’nun son nefesine kadar yok edilmedikçe, Türk’ün istiklalinin elinden alınamayacağı, Türklerin yalnız askeriyle değil, milletiyle topyekün olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. 30 Ağustos Zaferi Türk Ordusu’na, Silahlı Kuvvetler Günü olarak armağan edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için tarihinden ve milletinden aldığı güçle silah ve teçhizatıyla güçlü ve dinamik personeliyle, ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle azimli ve kararlı komuta kademesiyle dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir” dedi.Konuşmanın ardından tören  askeri birlikler, gaziler, motosiklet ve bisiklet kulüplerinin geçit merasimi ile son buldu.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.