Ramazan ayı adeta ruhsal detoks

Ramazan ayı adeta ruhsal detoks
06.05.2020
A+
A-

Koronavirüs salgını gündemi meşgul ederken süreçte oruç tutmak ve ramazan bayramının nasıl geçeceğine dair sorular zihinleri de şimdiden meşgul etmeye başladı. Oruç tutmanın psikolojik faydalarına değinen Uzman Klinik Psikolog Işıl Altıntaş Uçar, “Ramazan ayı adeta bedensel, zihinsel ve ruhsal detoks etkisi yaratıyor” dedi.

            Uzman Klinik Psikolog Işıl Altıntaş Uçar, Ramazan ayının bedensel ve zihinsel olduğu kadar ruh sağlığına da katkı sağladığını söyledi. “Bireysel farkındalık; kabul ve huzuru sağlarken, toplumsal farkındalığı da arttırıyor” diyen Uçar konuyla ilgili şunları aktardı:

“Ramazan ayı adeta bedensel, zihinsel ve ruhsal detoks etkisi yaratıyor. 30 gün boyunca birey kendini bir nevi yenilenme kampına sokuyor. Bireyin bedensel ve zihinsel sağlığına olduğu kadar, ruh sağlığına olumlu katkılar sağlıyor.Koca bir sene yorulmuş olan tüm iç organlarımız gibi, mide ve bağırsaklar da kendini düzenleme fırsatı buluyor. Araştırmalar “ikinci beyin” olarak adlandırılan bağırsağın, pek çok hastalığın temelinde yattığını gösteriyor. Sindirim sisteminin duvarında tıpkı beyindeki gibi, enterik sinir sistemi adı verilen sinir hücreleri bulunuyor. Bu sinir hücreleri bağımsız çalışabildiği gibi beyinle de iletişim halinde oluyor.  Bağırsaklar, ruhsal durumumuzdan tüketilen besinlere kadar pek çok faktörden olumsuz etkileniyor. Bu bağlamda The Second Brain adlı kitapta yer alan en çarpıcı keşiflerden biri, mutluluk hormonu olan serotoninin %95’ inin ve duygusal tepkilerimizin kontrolünde rol oynayan dopaminin %50’ sinin gastrointestinal sistemden geldiğidir. İnsanın kendi benliğini tanıması için adeta bir iç hesaplaşmaya girdiği, varoluşsal anlamlar aramaya başladığı, hayatın anlamını ve değerleri sorguladığı bu ay, birey, kendinin farkına varmaya, kendine sınırlar çizmeye, şükretmeye ve yanlış yaptığı birtakım davranışlardan uzaklaşmaya çalışıyor. Yeme, içme, cinsellik gibi içgüdüsel dürtülerini kontrol altına alarak iç disiplin sağlayan bireyde, birtakım bedeni arzulardan ve gereksiz metabolik aktivitelerden uzak durarak; algılama, odaklanma ve dolayısıyla öğrenme faaliyetlerinde de artış gözleniyor.İçtiği bir yudum suyun bile değerini daha iyi kavrayan bireyin, benlik yapısı güçleniyor ve birey, psikolojik olgunluğa erişiyor. Şükür düzeyi arttıkça, yaşamdan zevk alma ve mutlu olma oranı da artıyor. Şükür, bireyi, geçmiş pişmanlıklarından ve gelecek kaygılarından kurtararak; anın kıymetini bilmesine, daha uyumlu ve olumlu bir insana dönüşmesine olanak sağlıyor. Böylece birey, stresli olaylardan daha az etkileniyor ve yaşadığı sorunları daha hızlı ve etkili bir şekilde çözüme kavuşturabiliyor. “İbadet vesilesiyle, birey, kendindeki aşırılıkları dengeleyerek, insanlara ve olaylara farklı bakış açısı ile daha duyarlı, sabırlı, saygılı, affedici ve merhametli bakabilmeyi öğreniyor. Bireysel farkındalık; kabul ve huzuru sağlarken, toplumsal farkındalığı da arttırıyor. Birey, kendi iç dinamiklerini yapılandırmaya çalışırken, diğer insanların iyiliği için de çabalıyor. Dolayısıyla bu süreç, toplumsal vicdanı da harekete geçirerek, hoşgörüyü artıyor.”

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.