Evet
6 Şubat 2023: 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem. Resmi rakamlara göre 53 binden fazla ölü. Dile kolay: el-li üç-bin!
Ne değişti? İstanbul’da görece küçük ve kısa diyebileceğimiz bir sarsıntıyla gördük ki hiçbir şey!
Yine sorumluluktan kaçma, yine karşı mahalleyi suçlama, yine hamasi nutuklar!
Yeni bir depreme kadar üzerine ölü toprağı serpilmiş yöneticiler ve ve alınmayan tedbirler. Aynı senaryo oynanacak bir dahaki felakette. Nereden mi biliyoruz? Geçmiş geleceğin aynasıdır da oradan.
Ulaştırma ve alt yapı müdürü(Bakan), dijital ulaşımı test ettiklerini sorumlular ile görüşeceklerini açıkladı.
Afet anında test etmek????? Pes!
Belediyeler? Onlar mı? Onlar rantpeşinde.
İktidar ve dev inşaat şirketleri için yaşam kaynağı…
İnsan hayatı? Boşver!
Bu ülkede altından fay hattı geçmeyen kent yok! Üstündekiler de Allah’a emanet! Kısacası her birimiz enkaz altında ecelsiz gitmeye aday fanileriz.
Hadi devam edelim; imar izni verilmeyecek yerlere imar vermeye, denetimsiz yapılarla kenti boğmaya, çürük binalarda insanları istiflemeye, kolonları kesilmiş tabutlarda yaşamaya…
Hesap vereni bıraktık, hesap soran yok! Yedi Uyurlar memleketi!
Gelin,
6 Şubat depreminden sonra yazdığım yazıya bir göz atalım neler konuşmuşuz neler olmuş.
Deprem anında yapacak bir çabanın olmadığını gördük ama önemli mesele öncesinde ve sonrasında yapılacaklar olmalı.
Afetler asırlar boyunca oldu ve olmaya devam edecek pek o zaman ne yapmalı?
Yenisi ile karşılaştığımızda veya gelecek nesiller bu gerçekle buluştuğunda ne olacak.
Her birinden ayrı bir ders ve yeni planlamalar yaparak çıkmak en gerçekçi olanı.
Üç bölüme ayırmalıyız hayatımızı gelecek nesiller için.
Önce, o an ve sonrası.
Birincisi ve sonuncusu bizim çabalarımızla düzenlenecek gayret gösterilecek dizayn edilecekkonular.
‘’O AN’’
(O an) zamanına sağlıklı ve güçlü hazırlıklı olmalıyız.
Konumuz tabi doğal afetler gerçekleştiği anda yapacak çok hareket alanımız yoksa öncesinde ve sonrasında hazırlıklar yapmamız gerekiyor.
6.Şubat.2023 tarihi bizi tüm yapay gündemlerden uzaklaştırdı bir anda.
Öncesinden bir şey yapmadığımız gerçeği önümüzde tüm heybeti ile duruyor.
Sonrasına da pek hazır değilmişiz zaten yaşananlardan sonra,
Sadece kaos ve kargaşa içinde bulduk kendimizi bir anda kurulan büyük şemsiyenin altına ne varsa doldurmuşuz ama?
Afad uzunca bir süre sahaya inemedi koordinasyon görevini yerine getiremedi.
Ulusun genlerinde olan zor zamandabirleşme içgüdü dürtüsü hemen harekete geçti ama bireysel çabalar ile bir yere kadar zayıf kaldı.
Teknoloji de iflas etti bir anda her şey manuel tekrar harekete geçirilmek zorunda kaldı.
Kısaca yine hazırlıksız yakalandık.
İhtiyaçlar bir daha olacak doğal afetlere kadar yine değişecek ve artacak.
Gölcük depreminde ihtiyaçlar başka idi; yakın zamanda yaşadığımız Akdeniz bölgesindeki yangınlarda başka, Karadeniz bölgesinde yaşanan sel felaketi ve heyelanlarda başka.
Artık klişe anlatım olsa da;
Öncelikle yeni yerleşim alanları inşa ederken ehliyeti yeterli kişilerin yaptığı inşaatları tercih etmemiz gerekiyor.
Ödeyeceğimiz meblağların binaların gösterişine mi yoksa sağlamlığına mı harcandığına özellikle dikkat etmemiz gerekiyor.
Süslü, alımlı yakışıklı isimleri olan büyük binaların ne hale geldiğini hep birlikte gördük.
Birkaç sıra daha fazla raf konulmak için kesilen kolonlar dekoratif alanlar için yapılan ve yıkılan duvarlar daha niceleri hepsi kayıpların büyük olmasına neden oldu.
Evet büyük alanda güçlü ama sisteme uygun üretim yapılsa idi yıkım bu kadar büyük olabilir mi idi acaba.
Esasında her şey bizim elimizde,
Bizlere sadece huzur ile oturacağımız alanlar gerekli fazla bir şey istemiyoruz.
Süslü alanlarınız sizin olsun bizler afetlerden sağ ve sağlıklı çıkmak istiyoruz sadece.
Şu gerçek ki hantal yapıları olan büyük kurumlar hızlı hareket edemiyorlar daha küçük, mobilize olan, teknolojiyi kullanabilen sistemler daha başarılı oluyorlar.
Her şeyi bir çatı altına topladığınızda işlemesi imkansız hale geliyor.
Demek ki yetkileri dağıtmanız gerekiyor,
‘’ilk ve son söz benim sadece ben kontrol ederim’’
Düşüncesi sistem tıkanıklığına sebep oluyor.
Bu afet döneminde genç nesil başarı oranı yüksek seviyede çalıştı,
Bu ekipten faydalanmanın yollarını bulmamız gerekiyor.
Bu alanda çalışanların hiç birisinin diğerlerinin mevkisinde, makamında gözü ve isteği yok.
Masalarınızda oturabilirsiniz ama çalışanlara hizmet etmek isteyenlerin önünde durmayalım yeter.
Çadır kavgasını da bırakalım artık emin olun hiçbir işe yaramıyor
Yeni bir çözüm üretmek gerekiyor yeni hayat yapısına uygun olarak.
Bugüne kadar bir çadır birkaç battaniye ulusun ihtiyaçlarını karşılamış ama artık yetmiyor.
İhtiyaçlar çok farklı noktalarda.
İzelasyon’u olan temel ihtiyaçlara cevap verebilecek acil olarak kurulabilecek yapılara ihtiyacımız var bundan sonra.
Zemine karton, poşet ne bulabilirler ise serdikleri üstlerine de hiçbir özelliği olmayan ilk yağmurda,rüzgar da yerle bir olan çadırları hak etmiyor artık bu ulus.
-Üretimde ve üretimden sonra kontrolü yapılan ve gösterişli değil yaşamamızı sağlayacak konutlar.
-Kurtarma Ekipmanlarında yeni güncellemeler,
Kazma kürek yerine Hiltimakaplar, Isı ölçer sensor, termal kamera, vb
İlk ulaşılabilecek alanlarda konuşlandırılacak.
-İlk müdahale ekipleri madenci, asker ve öğretmenlerden oluşmalı.
Madenciler ve asker saha ilk inecek şekilde yeni teknolojileri kullanmaya eğitilmeli.
-Dijital altyapılar ihtiyaca uygun hale getirilmeli.
-Eski tip çadırlar yerine kurulumu kolay ve alt yapısı kuvvetlendirilmiş içinde acil ihtiyaçları karşılayan elektrik ve ısınma tedbirleri bulunan prefabrik barınma yapıları hazırlanmalı.
-Okul, cami, itfaiye, gibi alanlarda ilk kurtarma çantaları bulunmalı.
Kurtarma ekipleri ihtiyaçlarını burada bulabileceğini bilmeli.
-Yardım ihtiyaç listeleri altı ayda tekrarlayarak düzenlenmeli.
Açılan bağış kampanyalarında orijinal ambalajlı kullanılmamış ürünler gönderilmeli.
Kullanılmış ürünlerin tasnifi ve dağıtımı daha önceki yaşananlardan bilindiği gibi problem yaratıyor.
-Gıda yardımları daha çok hazır ve uzun zaman dayanacak ürünlerden seçilmeli.
Hemen açılıp tüketime uygun olmalı.
-Yardım kuruluşlarının görev tanımları önceden düzenlenmeli ve belirli aralıklar ile güncelleme yapılmalı.
Afet bölgelerine yapılacak yardım sevkiyatlarında yardım kuruluşları önceden belirlenen ve kendilerine tahsis edilen ürünleri göndermek yükümlü olmalı.
-İlk 24 saatten sonra sadece belirlenen alanlara ve tahsis edilen ürünler, ihtiyaçlar yardım kuruluşları tarafından sevk edilmeli.
Sevkiyatlar herhangi bir emir alınmadan otomasyon üzerinden yapılıp bilgi verilmeli.
-Yardım kuruluşları ve gönüllüler çatı kuruluşa sevk ve teslim bilgilerini ulaştırmada sorumlu olmalı.
Kısaca,
Yeniden yapılanma faaliyetleri başlamalı ve bu yapılanlar günlük ve zaman göre peryodik olarak güncellenmeli.
Sadece hayatımızı garanti edebilecek binalarda oturmak istiyoruz.
Afet sonrası sistemin sağlıklı çalışmasını arzu ediyoruz.
Ulus olarak talebimiz bu kadar kısa ve basit.
Gerisi artık bunları gerçekleştirmek için görev verdiğimiz kişi, kurum ve kuruluşlarda.
