HAFTANIN NOTLARI… – Edirne Postası – Edirne Haberleri
MEHMET COG
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gündem
  4. HAFTANIN NOTLARI…

HAFTANIN NOTLARI…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HAFTANIN NOTLARI

Ülke kamuoyunda tartışılan önemli konulara biraz ara verelim.

Kentimizde de üzerinde konuşulması, değerlendirilmesi ve hakkının teslim edilmesi gereken pek çok konu hızla gündemimize giriyor.

Kısacası hayat devam ediyor…

DEVLETİN ŞEFKAT ELİNE YAKIŞAN BİR ŞÖLEN

Geçtiğimiz hafta Bengül Hanım’ın,

“Söğütlük, yeni anlatımıyla Millet Bahçesi’nde sünnet şöleni var, akşamüstü gidelim”

Demesiyle kendimizi şölende bulduk.

İyi ki de gitmişiz.

Çünkü orada yalnızca bir sünnet düğünü görmedik.

Devletin, imkânı sınırlı ailelerin çocuklarına nasıl sahip çıkabileceğini, onları nasıl mutlu edebileceğini ve sosyal devlet anlayışının sahada nasıl karşılık bulabileceğini gördük.

Toplam 53 çocuğumuzun sünnet düğünüydü.

Alan son derece güzel hazırlanmış, çocukların ve ailelerin mutluluğu yüzlerinden okunuyordu.

Çocuk yetiştirme yurdunda yaşayan çocuklarımızın arkadaşları ve öğretmenleri de bu anlamlı günde onları yalnız bırakmamıştı.

Özellikle öğretmenlerini görünce insanın içi ısınıyor.

Çocukların yanında adeta bir anne şefkatiyle duruyorlardı.

Sayın Valimizin çocukların her biriyle yakından ilgilenmesi, altınlarını takması, ailelerin mutluluğuna ortak olması gerçekten görülmeye değerdi.

Belediye Başkanımızın hediyeleriyle şölene katkı sunması, Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın, Çevre Gönüllüleri’nin ve emeği geçen bütün ekiplerin büyük bir özveriyle çalışması da ayrıca takdire değer.

Müzik, halk oyunları, gösteriler, ikramlar…

Kısacası adı üzerinde tam bir şölendi.

Ama bu şölenin asıl güzelliği, çocukların yüzündeki mutluluktu.

Böyle organizasyonların yalnızca bir günlük etkinlik olarak kalmaması, geleneksel hale gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatında bırakılan güzel bir anı, yıllar boyunca unutulmuyor.

Bu nedenle başta Sayın Valimiz olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na, belediyemize, gönüllülere ve emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor.

Devletin şefkatli eli, o gün 53 çocuğumuzun omuzlarındaydı.

VEFA EMEKLİ EVİ ARTIK EMEKLİLERİN EVİ

Temmuz ayında bu köşede Vefa Emekli Evi’nden söz etmiştik.

Eylül ayının ilk haftasında kapılarını açtı ve Edirneli emekliler nihayet kendilerine ait yeni bir sosyal alana kavuştu.

Burada öncelikle hakkını teslim etmemiz gereken bir isim var:

Edirne Belediye Başkanımız.

Sosyal projelere verdiği önem nedeniyle kendisini gerçekten alkışlamak gerekiyor.

Çalışmaların kısa sürede tamamlanması için süreci yakından takip etti.

Edirne Emekliler Derneği ile koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar sonucunda emeklilerin kullanabileceği güzel, ferah ve çağdaş bir alan ortaya çıktı.

Açılışın Sayın Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleştirilmesi de elbette ayrı bir anlam taşıdı.

Ancak burada bir noktaya özellikle dikkat çekmek gerekiyor.

Vefa Emekli Evi’nin asıl hikâyesi bundan sonra başlayacak.

Çünkü bir mekânı yapmak başka, onu yaşayan bir sosyal merkeze dönüştürmek başka.

Bu noktada en büyük görev Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz ve ekibine düşüyor.

Ziya Başkan’ın bugüne kadar gösterdiği çabayı ve kısa sürede aldığı mesafeyi görmezden gelemeyiz.

Ancak şimdi çıtayı daha da yükseltmek gerekiyor.

Burası yalnızca çay ve kahve içilen bir mekân olmamalı.

Emeklilerin kültür, sanat, eğitim, sağlık, spor, gezi, dayanışma ve sosyal faaliyetlerle buluştuğu gerçek bir sosyal merkez haline gelmeli.

Seminerler yapılmalı.

Sağlık bilgilendirme günleri düzenlenmeli.

Hukuki ve sosyal haklar konusunda bilgilendirmeler yapılmalı.

Emeklilerin yeteneklerini ortaya çıkaracak atölyeler kurulmalı.

Geziler, kültür etkinlikleri, kitap ve sohbet günleri düzenlenmeli.

Yalnız yaşayan emeklilere yönelik dayanışma projeleri geliştirilmeli.

Kısacası Vefa Emekli Evi’nin kapısından giren emekli,

“Ben burada yalnız değilim” diyebilmeli.

Bunun için de Sayın Ahmet Ziya Yaz’ın öncülüğünde ciddi bir sosyal proje takviminin hazırlanması gerektiğini düşünüyorum.

Ekim ayından itibaren bu mekânda hareketliliği görmek istiyoruz.

Çünkü yapılan yatırım ancak içini hayatla doldurduğumuz zaman gerçek anlamına kavuşacak.

Ziya Başkan’ın bugüne kadar yaptığı çalışmalar bize umut veriyor.

Şimdi kendisinden ve ekibinden daha güzel hikâyeler bekliyoruz.

SOKAK SAĞLIKLAŞTIRMADA GÜZEL BİR HİKÂYE, AMA…

Sokak Sağlıklaştırma Projesi

Bu ismi Kim buldu bilmiyorum ama “Sokak Sağlıklaştırma” projesi üzerinde ciddi şekilde çalışılmış belli.

Yediyol ağzından başlayan, Saraçlar Caddesi’ne inen, Batpazarı’ndan Balıkpazarı’na, Zindanaltı’ndan Çilingirler Çarşısı’na uzanan bu tarihi dokunun yeniden ele alınması gerçekten önemli.

Ve açık söyleyelim: Yapılan çalışmaların büyük bölümünü çok başarılı buluyorum.

Şehrin tarihi kimliğinin yeniden ortaya çıkması, eski yapıların ayağa kaldırılması ve Edirne’nin geçmişiyle yeniden buluşması hepimiz için büyük kazanç.

Saraçlar Caddesi’ndeki çalışmaların geldiği noktayı da ayrıca takdir etmek gerekiyor.

Özellikle yıllardır çözülemeyen bazı sorunların, Sayın Valimizin gayretleri ve ilgili kurumların çalışmaları sonucunda çözüme kavuşması önemli.

Ancak…

Çilingirler Çarşısı’na geldiğimizde bir miktar duraksıyoruz.

Çünkü vatandaşlardan ve mülk sahiplerinden gelen bazı şikâyetler var.

Çalışmanın neden yavaşladığı, hangi sorunların çözüm beklediği konusunda kamuoyunun daha fazla bilgilendirilmesi gerekiyor.

Güzel başlayan bir projenin eksik kalan noktalarının da en kısa zamanda tamamlanması şart.

Çünkü bu proje yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin meselesi.

SAYIN VALİMİZE ÖZEL BİR TEŞEKKÜR

Burada Sayın Valimize ayrı bir paragraf açmak gerekiyor.

Çünkü yapılanları sadece bir kurumun veya birkaç kişinin bireysel gayreti olarak görmek doğru olmaz.

Bu ölçekteki tarihi ve kültürel dönüşümler bireysel çabalarla başarılamaz.

Bir mülk sahibi tek başına uğraşsa; Anıtlar Kurulu, plan değişiklikleri, izinler, teknik süreçler ve finansal yüklerin altında yıllarca beklemek zorunda kalabilir.

Bugün gelinen noktada ise devletin kurumları birlikte hareket ediyor.

Valilik koordinasyonu sağlıyor, ilgili kurumlar çalışıyor, belediye katkı sunuyor, mülk sahipleri sürecin içerisinde yer alıyor.

İşte burada devletin milletiyle bütünleşmesi dediğimiz şey ortaya çıkıyor.

Devlet sadece kanun koyan bir yapı değil; gerektiğinde vatandaşının önünü açan, tarihini koruyan, ekonomik yükleri hafifleten ve çözüm üreten bir güç.

Bu nedenle Sayın Valimizin özellikle bu süreçteki gayretlerini ayrıca takdir etmek gerekiyor.

İktidarı sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz.

Ama yapılan doğru bir işi de sırf siyasi düşünceler nedeniyle görmezden gelmemek gerekir.

Bu şehir hepimizin.

Edirne’nin tarihi de hepimizin.

Saraçlar, Çilingirler, Batpazarı, Balıkpazarı ve diğer tarihi alanlar gelecek kuşaklara bırakacağımız ortak mirasımız.

Devletin kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, mülk sahipleriyle ve vatandaşlarla birlikte yürütülen bu çalışmaların başarıya ulaşması hepimizin ortak dileği olmalı.

Şimdi sıra mülk sahiplerinde.

Yapılanları gözümüz gibi korumalıyız.

Çünkü böyle bir fırsat belki bir daha yüz yıl sonra gelir, belki de hiç gelmez.

Bugün ortaya çıkarılan tarihi dokuyu korumak, yalnızca mülk sahibinin değil, bütün Edirne’nin sorumluluğudur.

Belki de ilerleyen dönemde

Valilik tarafından bir kontrol ve izleme mekanizması oluşturulabilir.

Yapılan imalatların zaman içerisinde zarar görmemesi, değişikliğe uğramaması ve tarihi dokunun korunması açısından bu önemli bir katkı olur.

Sonuçta mesele bir siyasi parti meselesi değil.

 Edirne’nin meselesi.

Devletin, belediyenin, sivil toplumun ve vatandaşın el ele verdiği yerde güzel işler ortaya çıkıyor.

Bizim de görevimiz, doğru yapılanı alkışlamak, eksik kalanı söylemek ve daha iyisini istemek.

Çünkü Edirne’nin tarihi bize emanet, geleceği ise hepimizin sorumluluğunda.

Ne dersiniz?

 

 

HAFTANIN NOTLARI…
Yorum Yap
Giriş Yap

Edirne Postası - Edirne Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!