SANDIK BAŞINDA VİCDAN MUHASEBESİ… – Edirne Postası – Edirne Haberleri
MEHMET COG
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gündem
  4. SANDIK BAŞINDA VİCDAN MUHASEBESİ…

SANDIK BAŞINDA VİCDAN MUHASEBESİ…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Önce not düşmek gerekiyor.

Önceki yazımda 1994 İstanbul yerel seçim sonuçlarından ayrıntılı bahsetmedim bazı dostlarda yanlış yöne düşünmelere gitmiş.

1994 yerel seçimleri ülkenin bu günlere gelmesinde bir adım taşıdır alınan sonuçlar ile birlikte.

1994 İstanbul yerel seçim sonuçları bu günlere gelen yolun ilk taşıdır.

Sonraki yazı konusu olarak ayrıntılı olarak bakacağız.

  1. YAZI — SANDIK BAŞINDA VİCDAN MUHASEBESİ

İki yazıdır siyaseti, partileri, ayrılıkları ve yaklaşan seçimleri konuşuyoruz.

Ama bütün bu tartışmaların merkezinde bir kişi var:

Seçmen.

Siyasetçinin partisi değişebilir.

İstifa edebilir.

Yeni bir parti kurabilir.

Yıllar sonra eski partisine geri dönebilir.

Ama seçmenin hayatı, siyasi takvim kadar hızlı değişmiyor.

Emekli geçinemiyorsa, genç iş bulamıyorsa, çiftçi üretemiyorsa, esnaf ayakta kalmakta zorlanıyorsa, vatandaşın gündemi siyasi partilerin kendi iç hesaplaşmalarından çok daha farklıdır.

Bugün siyasetçilerin birbirleriyle olan kavgası gündemin merkezine oturmuş durumda.

Oysa vatandaşın sorduğu soru çok daha basit:

Ben yarın nasıl geçineceğim?

Emekli maaşıyla ay sonu nasıl gelecek?

Gençler nasıl iş bulacak?

Çocuklar nasıl gelecek kuracak?

Üretici nasıl ayakta kalacak?

Esnaf nasıl kepenklerini açık tutacak?

Siyasetin asıl konuşması gereken konular bunlar.

Ancak biz hâlâ kimin hangi partiye gideceğini, kimin hangi koltuğa oturacağını, kimin genel başkan olacağını tartışıyoruz.

Vatandaş ise bütün bu tartışmaları uzaktan izliyor.

Ve zamanı geldiğinde sandığa gidiyor.

Milletvekilliğini adeta bir meslek haline getiren siyaset anlayışının da artık değişmesi gerekiyor.

Siyaset, koltukların korunması için değil, toplumun sorunlarının çözülmesi için yapılmalı.

Bir siyasetçinin yıllarca aynı koltukta oturması, onun başarılı olduğu anlamına gelmez.

Asıl başarı, toplumun hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür.

Bu nedenle siyaset kurumunun kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

Biz vatandaşın hayatına ne kattık?

Toplumun en kötü alışkanlıklarından biri unutmak.

Ama seçmenin hafızası sandık başında bazen hiç beklenmedik şekilde çalışır.

Partisine üye olduğu halde seçimlerde başka partiye oy verenleri de unutmamak gerekir.

Çünkü parti üyeliği başka şeydir, sandık tercihi başka.

Seçmenin gerçek kararı, sandık başındaki vicdan muhasebesinde ortaya çıkar.

O anda ne genel başkanın sözü kalır ne parti içindeki kavga.

Seçmen, kendi hayatına bakar.

Çocuğuna bakar.

Cebine bakar.

Geleceğine bakar.

Ve kararını verir.

Bu nedenle önümüzdeki seçimlerde en önemli mücadele, partilerin kendi aralarındaki mücadele olmayacak.

Asıl mücadele, seçmenin güvenini kazanmak olacak.

Bugün birbirinden ayrılanlar, yarın yeniden birleşebilir.

Yeni partiler kurulabilir.

İttifaklar yapılabilir.

Siyasi dengeler değişebilir.

Ama seçmenin güvenini kaybedenlerin yeniden güven kazanması kolay değildir.

Çünkü seçmen artık sadece verilen sözlere değil, geçmişte yapılanlara da bakıyor.

Belki önümüzdeki dönemde hiç kimsenin beklemediği bir aday ortaya çıkacak.

Belki farklı siyasi kesimler, üzerinde sessizce birleşebilecekleri bir isim bulacak.

Belki bugün ayrı duranlar, seçim zamanı aynı masaya oturacak.

Bunların hepsi mümkün.

Ama siyasetin asıl sınavı, bütün bu ihtimallerin ötesinde yatıyor:

Vatandaşa umut verebilmek.

Çünkü siyasetin amacı sadece iktidara gelmek değildir.

İktidara geldiğinde ülkeyi nasıl yöneteceğini anlatabilmektir.

Muhalefetteyken de topluma güven verebilmektir.

Kum saati çalışıyor.

2027-2028 seçimlerine doğru zaman hızla ilerliyor.

Siyasetçilerin önünde hâlâ zaman var.

Ama seçmenin sabrı sonsuz değil.

Bugün birbirleriyle kavga edenler, seçim zamanı aynı tabanı nerede buluşturacak?

Yeni partiye gidenler, yarın geri dönmek isterse baba ocağının kapısı açık olacak mı?

Baba ocağında kalanlar, o kapının kendilerine ait olduğunu düşünmeye devam edecek mi?

Ve bütün bu siyasi hesapların arasında vatandaşı kim koruyacak?

İşte asıl soru budur.

Çünkü siyasetçinin yön değiştirmesi mümkündür.

Partiler kurulabilir, kapanabilir.

İttifaklar kurulabilir, bozulabilir.

Koltuklar el değiştirebilir.

Ama vatandaşın hayatı bütün bu siyasi hesapların dışında devam ediyor.

Sandık günü geldiğinde bütün hesaplar yeniden yapılacak.

Ve o gün, siyasetçilerin bugünkü sözleriyle yarının gerçekleri karşı karşıya gelecek.

Belki de o gün herkes aynı gerçeği anlayacak:

Siyasette herkes bir yere gidebilir.

Ama seçmenin hafızasından kaçamaz.

Çünkü sandık başında son sözü koltuklar değil, vicdanlar söyler.

Ve o vicdanın adı:

Seçmendir.

 

 

SANDIK BAŞINDA VİCDAN MUHASEBESİ…
Yorum Yap
Giriş Yap

Edirne Postası - Edirne Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!